Bir kaç ay önce yazdığım yazımda Jane Austen'ın Emma'sını okuduğumdan ve en kısa sürede de filmini izlemek istediğimden bahsetmiştim. Aslında filmi izleyeli bir kaç hafta oldu ama anca yazabiliyorum. Şansızlık eseri izlediğim DVD biraz bozuktu ve maalesef tam sonunu getiremedim ama yine de izlediğim kadarıyla anlatmak istiyorum;- Kimi kitapların film uyarlaması yapılırken maalesef konusunu değiştirebiliyorlar veya modernize ediyorlar. Mesela bunu romanını çok sevdiğim Büyük Umutlar'da (Charles Dickens / Great Expectations) görmüştüm. Onun filminde konu baya değiştirilmişti ama Emma'da izlediğim yere kadar gördüğüm kadarıyla böyle bir şey yoktu. Kitaba sadık kalınarak çekilmiş bir filmdi. Aksi takdirde bence uyarlama konusunda bir değeri kalmıyor
- Filmdeki kıyafetlere ve yaratılan dünyaya bayıldım. Kitapta okuduğumda kafamda canlandırdığımdan pek de bir farkı yoktu.
- Bence Gwyneth Paltrow bu tür rollere çok yakışıyor. 18. veya 19. YY kıyafetlerini giyince sanki o dönemden fırlayıp gelmiş gibi hissediyorum. Bu tür roller üzerinde hiç sakil durmuyor. Ayrıca Emma Woodhouse'ın o masum ama insanların hayatını burnunu sokmaktan da geri kalmayan halini ve ironilerle dolu olaylarda ki saflığını çok iyi canlandırmıştı.
Yazdıklarımdan da anlaşılacağı gibi filmi beğendim ama yine de kitabı okumak çok ayrı bir zevk bence. Sanırım bir kitap aşığı olarak okurken kendimi olaylara daha çok dahil edebiliyorum. Film izlerken "izleyen" pozisyonunda olmak biraz "hissetme" durumundan uzaklaştırıyor insanı. Kitabı okurken durumları daha çok düşünme, daha kolay tahlil etme ve değerlendirme fırsatı buluyormuşum gibime geliyor. Bazı kitaplarda yazarın sesini duyabilmek de insana ayrı bir zevk veriyor.

KadıncaBlog'da ilgili yazılar:






