Cilt etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Cilt etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

17 Haziran 2008 Salı

Domates Konservesi

Dün işten biraz erken çıktım ve eve gittim. Buz dolabını açınca geçen hafta çok fazla aldığım domateslerin haliyle yumuşamaya başladıklarını gördüm. Yiyecek türü şeyleri atmayı hiç sevmediğimden bunlardan konserve yapayım en azından kavanozda ben açana dek beklerler diye düşündüm. Sonuçta tam domates mevsimi kışa bile kalsa sağlıklı beslenmiş oluruz.
Önce domatesleri tarttım, 2,5 kg civarında vardılar. Sonra hepsini yıkadım ve kabuklarını soymadan yemeklik boyutta doğradım.
Burada iki şey belirtmem gerekiyor; birincisi kabuklarını soymadım çünkü bence domates kabuğuyla yenmeli. Bir kaç kaynaktan okuduğum kadarıyla domatesin kabuğunun da çok faydası varmış. Ben çoğu yemeğe domates doğrarken de kabuklarını soymam zaten. İkincisi de doğrama konusunda, bazıları domates konservesi yaparken rendeliyorlar ama bence rendeleyince çok sulanıyor böyle daha az sulu oluyor gibime geliyor.
Bu aşama da yemeklik doğradığım domateslere hiç bir şey eklemeden (yağ,tuz vs) tencereye koydum ve orta ateşte suyunu çekene kadar ara sıra karıştırarak kaynattım. Eğer domatesleriniz çok su verdiyse suyunu çekmesi için ağzı açık şekilde kaynatmaya devam edin.
Domatesleriniz istediğiniz kıvama gelince hava almayacak bir kavanoza doldurun, kapağını sıkıca kapatın ve ters çevirip bir havlunun üzerinde bir gece bekletin. Sabah kalktığınızda eğer kavanoz sızma yapmışsa onu kısa vadede tüketmeniz gerekiyor. Hiç bir akma belirtisi yok ise uzun süre serin yerde bekletebilirsiniz :).






Domatesin Faydaları:
"DOMATES: Domates demir, potasyum, kalsiyum ve fosfor mineralleri ile A, B ve C vitaminleri açısından oldukça zengin bir besindir.
Domatesin Faydaları: Özellikle lif açısından zengin kabuklarıyla yenildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur ve kabızlığı giderir. İyi bir idrar söktürücüdür ve vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Kanı temizler. Kanseri, özellikle de prostat kanserini, önlemede çok etkilidir. Kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Damar sertliği ve romatizmaya iyi gelir. Yaşlanmayı geciktirir. Cilde tazelik verir.
Domates Nasıl Kullanılır? Domates taze olarak yenebileceği gibi yemeklerde, domates salçası, ketçap ve turşu yapımında da kullanılır. Ayrıca, domates cilt bakımı için de yararlıdır. Cilde tazelik ve renk verir. Dilimlenmiş domatesi ciltteki sivilce ve siyah noktaların üzerine koyup bir süre beklettikten sonra cilt temizlenirse yararı görülür. Domates ve domates suyu yağlı ciltlere iyi gelir ve derideki gözenekleri sıkılaştırmaya yardımcı olur. " Kaynak
KadıncaBlog'da ilgili yazı:

13 Haziran 2008 Cuma

Gül Hastalığı



1,5 - 2 ay önce bir sabah kalktığımda göbeğimde kırmızı benekler doluydu. Ne olduğunu anlayamadım. "Herhalde bir şeye alerjim çıktı zaten bu ara çok domates de yemiştim" diye düşündüm. Sonraki iki hafta boyunca yediklerime ve cildime sürdüğüm kremlere dikkat etmeme rağmen benekler git gide çoğalmaya hatta bacaklarımda da tek tük çıkmaya başladılar. Sonunda yakın çevremin ısrarıyla bir doktora gittim.

Doktor karnımı ilk açtığım anda "aaa gül hastalığı" dedi yüzüme baktı ve "sen bir şeye çok üzülmüşsün" dedi. Sonrasında da dermatolog değil de psikolog edasıyla neye bu kadar üzüldüğüme dair beni arkadaşımı sıkıştırmasını unutmayacağım :)

O günden beri beneklerim maalesef hiç azalmıyorlar hatta gitgide artıyorlar. Zaten doktorda öyle söylemişti 2 veya 4 ay boyunca vücudun bunlardan dökecek dedi. Aslında bedene hiç bir rahatsızlığı yok sadece çok çok az bir kaşıntı yapıyor. En kötü yanı ise bir ilacı yok. Rahatlatması için 1 hafta bir ilaç sürüyorsunuz o kadar. Sadece hep nemli tutmak gerekiyormuş. Geçtikten sonra da iz kalmayacakmış.
Benim için en kötü yanı bu yaz hiç güneşe çıkamayacak olmam. Ben hâlbuki bu sene güneşten kaçtığım yıllara inat biraz bronzlaşmayı planlıyordum. Şimdi denize gitmek bile eziyet olacak benim için :(

Bütün bunları anlatmamın nedeni hem gül hastalığı hakkında bilgi vermek hem de farkında olmadan kendimize ne kadar zarar verdiğimize dikkat çekmek. Sonuçta bu vücudun verdiği bir reaksiyon. Eskilerin tabiriyle dışarı vurması iyi, çünkü düşünsenize stres benekler halinde vücudumdan çıkmasaydı belki de bir organıma zarar verecekti. O yüzden bazen bir şeyleri oluruna bırakmalı diyorum, çok güzel geçireceğiniz bir hafta sonu diliyorum ve konuya çok uygun bir şarkıyla sizi baş başa bırakıyorum :)



Not: Bu arada o çirkin beneklerin olduğu resimleri koymaktansa hepimizin gönlünü açacak gül resimlerinden oluşan slideshow ekledim.

01 Haziran 2008 Pazar

Palmolive Pure Cashmere ile 5 Gün Bakımı

Geçenlerde Palmolive'den Çiçek Hanım attığı mailde yeni çıkardıkları ürün olan Pure Cashmere'i anlatmıştı. Kaşmir dünyanın en nadir bulunan, lüks ve yumuşak dokusuymuş. 5 gün düzenli kullanım sonucunda da cildimizin daha yumuşak olacağını söyledi. Ben kullanmadığım için kendi izlenimlerimi yazamıyorum ama okuduklarımdan sonra gerçekten çok merak ettim ve en kısa zamanda deneyeceğim.

Palmolive bir de kampanya düzenlemiş. Ürün ve kampanya ile ilgili daha fazla bilgi için Çiçek Hanım'ın yazdıklarını aynen yayınlıyorum;

"Palmolive Pure Cashmere: Adını kaşmirin yumuşaklığından alan Yeni Palmolive Pure Cashmere serisi, %100 doğal kaşmir özleri ve nemlendirici krem ile zenginleştirilmiş ipeksi bir formüle sahip. Bu sayede cildinizin en kuru bölgelerini bile nemlendiriyor, cilt kuruluğunda ve pul pul dökülmede belirgin bir azalma yaratıyor. Dermatolojik olarak test edilen Palmolive Pure Cashmere 5 gün boyunca düzenli olarak kullanıldığında, cildinizi daha yumuşak ve pürüzsüz hissetmenizi sağlıyor. "

Kampanya Hakkında:

"Pure Cashmere ile 5 gün bakımı" isimli Facebook uygulamasında, arkadaşlarınıza Pure Cashmere gönderiyorsunuz, ciltlerini yumuşacık ve pürüzsüz bir hale getiriyor, bol bol puanlar kazanıyorsunuz. Davetinizi kabul eden her arkadaşınız size 5 puan, bir defa Pure Cashmere göndermek 1 puan, 5 gün üst üste göndermek ise ekstra 10 puan kazandırıyor. Aynı gün içinde bir arkadaşınıza yalnızca bir kere Pure Cashmere gönderebiliyorsunuz. Ne kadar çok arkadaşınızı davet ederseniz, o kadar çok puanınız oluyor. Hem siz arkadaşlarınızın cildini yumuşatıyorsunuz, hem de onlar sizin pürüzsüz bir cilde sahip olmanızı sağlıyor.
İkişer haftalık dönemlerde devam edecek uygulamada, her dönem puanlar sıfırlanıyor, hem Pure Cashmere gönderenler, hem de Pure Cashmere gönderilenler harika hediyeler kazanıyor!
İkişer haftalık dönemlerde devam edecek uygulamada, her dönem en çok puana sahip olan kullanıcı SPA tatili, arkadaşları tarafından en çok parlatılan kullanıcı ürün seti kazanıyor!
Uygulama sona erdiğinde, toplam puanı en yüksek olan kullanıcı ise Fuga tatilinin sahibi oluyor!
"

Eğer Facebook hesabınız varsa ve uygulamayı yüklemek isterseniz buraya tıklamanız yeterli.

07 Mayıs 2008 Çarşamba

Selülit İzlenimlerim

Selülit üzerine çok fazla şey yazıldı, çizildi, bir çok araştırma yapıldı. Bana 10 yıl önce kimsenin farkında olmadığı ama son yıllarda oluşan estetik kaygısıyla birçok kadının başlıca "düşmanlarından" biri haline geldi gibi geliyor. Ama tabii git gide daha da hareketsiz hale gelen yaşam biçimlerimizde görülme oranını arttırdı. Tamam, pürüzsüz ve sıkı bacaklar tüm bayanların arzu ettiği bir şey ama sırf selüliti var diye kendine hayatı zindan edenlere gerçekten kızıyorum. Şu bir gerçek ki dünyada ki kadınların %95'inin belli ya da belirsiz, farklı düzeylerde selüliti var. Zaten ilk başlarda selülitinin olması saklanan bir şeyken son yıllarda bir çok Hollywood starı da bu sorunu yaşadığını itiraf etti (mesela Sienna Miller).

44 kilo olmama rağmen bu kış ilk kez ben de selülitle tanıştım. Gerçi benim ki farkedilmeyen boyutta yani çok başlangıç aşamasındaydı ama itiraf etmek gerekirse o bile canımı sıkmaya yetti. Aynaya baktığımda gördüğüm o iki çukurcuk acaba bunlar ilerler mi diye endişe etmemle harekete geçmemi sağladı. Sanırım doğru yolda ilerliyorum çünkü aynada onları görememeye başladım :)

Önce selüliti araştırma (Dermatologumla konuştum ve internetten araştırdım) aşamasıyla başladım. İşte elde ettiğim temel bilgiler:
  • Selülit genetik bir durum. Eğer annenizde veya anneannenizde varsa sizde olma olasılığı da çok yüksek.
  • Kan dolaşımının yavaşlaması ve vücudun fazla su tutmasıyla oluşuyor. Kan dolaşımının yavaşlamasından kaynaklandığının ispatı olarak selülitli bölgelerinize dokunun diğer bölgelere göre daha soğuk olduğunu fark edeceksiniz.

Neler yapılabilir ( bu aşamada tecrübe ettiğim için kendimin neler yaptığını yazmak istiyorum):

  • Öncelikli amacınız kan dolaşımını hızlandırmak olmalı. Selülitle savaşta bu çok önemli.
  • Mutlaka hareket etmelisiniz. Maalesef oturduğunuz yerden çok su da içseniz veya bilinen başka yöntemleri de deneseniz bununla baş edemiyorsunuz. Ben daha önce de bahsettiğim gibi yüzmeye başlamıştım ama maalesef tembelliğimden dolayı iki kere gittikten sonra bıraktım. Şimdi tekrar yüzüyorum. Bildiğiniz gibi yüzme esnasında vücuttaki kan dolaşımı 4 kat hızlanıyor ve eğer ki başlangıç seviyesinde selülitleriniz varsa bu bile tek başına yeterli. Yüzme imkânınız yoksa eşofmanlarınızı giyin ve yürüyün. En masrafsız ve sağlık için en faydalı sporlardan biri.
  • Artık hem sağlık için hem de hareket edebilmek adına 7. kattaki evime çıkabildiğim her zaman merdivenle çıkıyorum.
  • Duşta ılık suyla yıkanırken en son çıkmadan önce birden suyu buz gibi yapın ve sorunlu bölgeye tutun. Bu da kan dolaşımını hızlandırma da birebir.
  • Çok bol su için ki vücudun tuttuğu suyu atabilin.
  • Bir fırça veya kese yardımıyla cildiniz kuruyken kalp yönüne doğru vücudunuza sürün. Bu işlem de kan dolaşımını hızlandırmak için ve bildiğim kadarıyla vücudun sıkılaşmasına da faydası var.

Daha önce de dediğim gibi benimki en baş aşamadaydı o yüzden 2-3 hafta içerisinde sonuç aldım. Zaten harekete geçmemin sabebi de daha fazla ilerlemesini engellemek çünkü eğer daha ileri seviyeye gelirse daha fazla uğraşmanız gerekiyor. Bir de doktorun söylediğine göre eğer çok ilerlemiş yani durduğunuzda bile bariz bir şekilde belli olan selülitleriniz varsa bu söylediklerimin yanı sıra bazı işlemlere de ihtiyacınız oluyormuş.

Eğer bakmak isterseniz ünlülerin selülitleri

15 Nisan 2008 Salı

Everyday Minerals

Bildiğiniz gibi bu yazımda mineral makyajdan ve Everyday Minerals'tan bahsetmiştim (Laçin sağ olsun onun sayesinde tanıştım bu markayla :) ).

Yazıyı yayınladıktan sonra kimi kişiler markanın ürünlerini sipariş edememeye başladılar çünkü Türkiye'ye gönderimlerini durdurmuşlardı. Bir kaç kişi bu konuda bana sorular yönelttiler. Ben de firma yetkililerine yazdım ve iyi haberi aldım :) Sitelerini yeniliyorlarmış ve biter bitmez Türkiye'ye gönderimler tekrar başlayacakmış. Ben de sabırsızlıkla bekliyorum :)

Hala denememiş olanlarınız varsa mineral makyajı ısrarla tavsiye ediyorum. Makyaj yapmış olmanıza rağmen cildinizde hissetmiyorsunuz. Hiç bir zararı olmadığı gibi cildinizin gün içinde ihtiyacı olan mineralleri sağlıyor ve güneşin zararlı ışınlarından koruyor.

10 Nisan 2008 Perşembe

Evde Cilt Bakımı Yapmaya Ne Dersiniz?

Malum bahar geldi ve vücudumuz bu değişime ayak uydurmaya çalışıyor. Bu yüzden de cildimiz daha fazla bakıma ihtiyaç duyabilir.

Benim de cildim son günlerde oldukça mat görünüyordu ve siyah noktalarımda belirginleşmişlerdi. Siyah noktaların oluşumunu düzenli temizleme, nemlendirme, sigara içmeme gibi şeylerle engelleyebiliriz ama şu bir gerçek ki eğer bir kere var oldularsa onlardan sıkmadan kurtulamayız. Ben de o yüzden evde cilt bakımı yapmaya karar verdim. Eğer ki dikkatli yaparsanız oldukça zahmetsiz ve kolay. Tabii ki iyi bir güzellik salonunda yapılan bakıma benzemeyecektir çünkü evde yapılan sadece cildin en üst tabakasına (epidermis) yapılan bakımdır ama uzman kontrolünde yapılanlarda kullandıkları aletlerden dolayı cildin daha alt tabakalarına inen, daha iyi sonuç verecek işlemler yapılmaktadır. Evdekini sadece temizlik için ayda bir kere yapabilirsiniz.

Şimdi nasıl yaptığımı adım adım yazıyorum:
  1. Öncelikle yüz temizleme jeliniz veya sütünüzle yüzünüzü temizleyin.
  2. Peeling ile yüzünüzü ve boynunuzu dairesel hareketlerle, çok bastırmadan ovun. Eğer doğal yollarla peeling yapmak isterseniz bu yazımdaki ballı şekerli peelingi deneyebilirsiniz.
  3. Bu aşamada buhar banyosu yapmak gerekiyor. Ben daha önce Watsons'dan facial sauna almıştım onunla yaptım ama eğer ki evde yoksa hiç önemli değil kaynattığınız suyu plastik bir tasa koyun ve yüzünüzü tastan çıkan buhara tutun. Başınızın üzerine de havlu kapatın ki buhar dışarıya kaçmasın. Bu aşamada suyun içine çeşitli bitkiler ekleyebilirsiniz. Mesela papatya ve ıhlamur hem cildi temizler hem de parlaklık verir. Ben bu sefer kekik koydum çünkü yeni öğrendiğim bir bilgiye göre kekiğin antibiyotik özelliği varmış. Buhar banyonuzun içine ekleyeceğiniz 2 tatlı kaşığı kekik yüzünüzdeki özellikle siyah noktaları ve sivilceleri iyileştirecektir.
  4. 15 dk. buhar banyosu yaptıktan sonra hafifçe alkole batırılmış makyaj pamuklarıyla çok bastırmadan siyah noktalarınızı sıkın. Alkole batırmamızın sebebi açık gözeneklerin mikrop kapmasını engellemek. Cildiniz buhar banyosundan yeni çıktığından normale göre daha hassas olacaktır o yüzden dikkatli davranmanızda fayda var. Bir diğer önemli nokta da bu aşamada kesinlikle yeni çıkıyor bile olsalar sivilcelerinizi sıkmayın. Gözenekleriniz açık olduğundan yeni sivilcelere çok kolay yer açmış olursunuz.
  5. Sıkma işlemi de bittikten sonra cildinize maskenizi sürün.
  6. Maskeyi temizledikten sonra da yüzünüzü tonikleyip, nemlendiricinizi sürün.

Benim tavsiyem eğer vaktiniz varsa bakımınızı bitirdikten sonra kısa bir uyku uyumanız. Cildinizin nasıl dinlendiğine inanamayacaksınız.

Kadıncablog'da ilgili yazılar:

11 Mart 2008 Salı

İşte Ünlülerin Selülitleri :)







Resimlerini bu siteden aldığım ünlüler insanı görünce hayrete düşürüyor. Zaten hep düşünmüşümdür o kadar alkol ve düzensiz yaşamda nasıl onlarda bu selülitler oluşmuyor diye. Meğer oluşuyormuş :) Gerçi bazıları güneşin dik açıyla gelmesinden dolayı oluşmuş gibime geldi. Daha fazlası için siteyi ziyaret edebilirsiniz...

11 Şubat 2008 Pazartesi

Ballı Şekerli Peeling :)

Bu karışımı geçenlere denedim ama sonucuna inanamadım. Hakikaten hiç bu kadar başarılı olabileceği aklıma gelmemişti. 2-3 tatlı kaşığı bal ile 1 tatlıkaşığı şekeri bir kasenin içerisinde karıştırdım birbirine iyice yedirdim. Banyoda bu karışımla yüzüme iyice masaj yaptım ve 5-10 dakika cildimde beklettim. Yıkadıktan sonra bal cildimi yumuşatırken şeker de gözeneklerimi temizlemişti ve bunlara ek olarakta bir parlaklık geldi. Sonradan balın cilde faydalarını araştırırken gördüm ki bal aslında bakteri barındırmazmış. Yani cildi derinlemesine temizlemek için doğru bir tercih. Bundan sonra bu karışımı sık sık uygulayacağım.

Resim kaynak

06 Şubat 2008 Çarşamba

Kaş Kalemi Kullanıyor musunuz?

Benim kaşlarım çok kalın değiller ama ben de aksi gibi kalın kaşları severim. O yüzden yeni takıntım kaş kalemi :) Sürdüğünüz zaman tabiiki yeni bir kaş modeline sahip olmuyorsunuz ama daha belirginleşiyorlar. Eğer siz de kullanmak isterseniz işte nasıl kullanacağız :
  • Öncelikle aldığınız kaş kaleminin arkasında bulunan fırçayla kaşlarınızı tarayıp düzeltin.
  • Sonra kalın yerinden başlayıp ince yerine doğru gidecek yönde çok hafif bir şekilde kaşınızı çizin. Hafif ve kesik hareketlerle yaparsanız daha doğal duruyor.
  • Sonra boyadığınız yerin karışması için fırçayla tekrar üzerinden geçin.

İşte bu kadar :)

16 Ocak 2008 Çarşamba

Doğal Makyaj Teknikleri

Edi'ciğimin bu yazısında da belirttiği gibi Türk kadınlarında makyaj ve bakım = boya küpüne girmek gibi bir inanış var. Ünlülerimize bakınca bunu bariz bir şekilde görmek mümkün. Sabah programı sunan bayanlar bile resmen gece kıyafetiyle ve show makyajıyla programa çıkıyorlar. Anlamıyorum zaten sabahın köründe onlara da ağır gelmiyor mu o kadar makyaj, giyim kuşam? Geçenlerde gazetede okumuştum kimdi hatırlamıyorum (makyör Corci olabilir) çok sinirli bir şekilde Türk kadınına kızıyordu. Çünkü gidip Ebru gündeş makyajı istiyorlarmış adam da haklı olarak bayanlar onlar show makyajı siz sahneye mi çıkacaksınız diyordu :) Hollywood ünlüleri ise makyaj yaptıklarında olabildiğince doğal görünmeye çalışıyorlar.

Benim makyaj anlayışım tamamen doğal olandan yana hem cildime zarar vermesin hem de yüzümde bir kalıp makyaj olmasın çünkü hakikaten o ağırlık beni çok rahatsız ediyor. Şimdi size bazı sitelerden bulduğum doğal makyaj tekniklerinin yanı sıra kendi doğal makyajımın nasıl olduğunu anlatacağım:
  • Öncelikle yüzünüzü temizlemeli ve cildinize uygun olan bir nemlendirici sürmelisiniz. Bu aşamada cildiniz nemlendiriciyi emene kadar biraz beklemenizde fayda var aksi halde fondöteniniz yüzünüzde dağılmayabilir veya yağlı bir görünüm oluşabilir.
  • Fondöteni ince bir tabaka halinde tüm yüzünüze çenenizin alt kısımlarına ve hatta eğer açık giyineceksiniz boynunuza sürün.
  • Eğer cildinizde sivilce veya leke gibi kusurlar varsa bunları bir kapatıcı yardımıyla kapatın.
  • Eğer fondöteniniz cildinizde parlama yapıyorsa bir sünger veya fırça yardımıyla pudranızı yüzünüze dağıtın.
  • İstediğiniz şekilde farınızı sürün ( ister gölge yapın, ister tek renk sürün veya göz kalemiyle destekleyin)
  • Rimeli sürün : üst kirpiklerinize rimeli önce içten dışa sonra aşağıdan yukarı sürülmesi gerekiyor. Böylece kirpikleriniz daha gür görünecektir.
  • Kaşlarınızı belirginleştirmeye ihtiyaç duyarsanız önce kaş tarağıyla kaşlarınızı tarayın sonrada kaşınızın rengine uygun bir kaş kalemiyle hafifçe boyayın.
  • Allığınızı yüz şeklinize uygun bir biçimde sürün.
  • Dudaklarınızı belirginleştirmek isterseniz rujunuzun bir ton koyusu dudak kalemiyle çizin ve ruj fırçasıyla dudaklarınızı boyayın. Rujunuzun üzerine parlatıcı da sürebilirsiniz.
Yukarıdaki yazı netten bulduklarımdan derlediğim. Böyle bir makyaj bence günlük olarak biraz ağır kaçar o yüzden ben olsam bu makyajı özel günlerde yaparım. Benim günlük makyajım ise aşağıdaki malzemelerden oluşuyor.
  1. Öncelikle mutlaka yüzümü nemlendiriyorum.
  2. Normalde bu yazımda da belirttiğim gibi Shiseido'nun pureness bronzlanştırı pudrasını uyguluyorum ama son zamanlarda sevgili Lacheen sayesinde tanıştığım Everyday Minerals'in semi matte medium tan'ini sürüyorum (hatırlarsanız bu yazımda mineral makyaj hakkındaki izlenimlerimi yazmıştım).
  3. Daha sonra yine Everyday Minerals'in intensive fair concealer'ını gözaltlarıma sürüyorum ve iyice dağıtıyorum.
  4. Gözüme ya yeşil ya mürdüm ya da siyah göz kalemi çekiyorum (mürdüm göz kalemi Yves Saint Laurent'in 6numarası, siyah göz kalemim Lancome'nin ve yeşil olansa Avon'un). Çoğunlukla sürmesem de bazen rimel sürüyorum ( rimelim de Estée Lauder Illusionist Intense).
  5. Dudaklarımaysa önce Estée Lauder 26(russet) numara dudak kalemi ve ardından vazgeçemeyeceğim rujum olan L'oreal Glam Shine Cream 200 numarayı veya Lig gloss olarakta Clinique'in 03 Mango Tint'ini sürüyorum.

Abartıdan kaçıp doğal makyaj yapan bazı Hollywood ünlüleri:

07 Ocak 2008 Pazartesi

Mineral Makyaj Nedir? Ve Kullandıktan Sonraki İzlenimlerim

Sevgili Laçin'in yazdığı yazıdan sonra ben de Everyday Minerals'in numunelerinden sipariş verdim ve sekiz gün sonra geldiler. Daha önceden "mineral makyaj" hakkında çok fazla bilgim yoktu. Nedir ne değildir diye öğrenmek için biraz araştırdım. Benim gibi merak edenler olabilir diye yazıyorum:

Esasında Mineral makyajın geçmişi 30 yıl öncesine dayanıyor ama halkın ilgisini son yıllarda çekmeye başladı. Mineral makyajın ana felsefesi "cildin doğal fonksiyonuna zarar vereceği bilinen hiç bir maddeyi kullanmamak". Onu benzersiz kılan özelliği ise gözenekleri tıkayan pudra ve kanserojen madde içermiyor olması.

Titanyum Dioxide, çinko asit ve demir oksit gibi mineraller saf renklendiricilerle karıştırılarak cildin güzelleşmesi sağlanıyor. Titanyum ve çinko doğal uyarıcılar yani cildi rahatlatmaya ve pürüzsüzleştirmeye yardımcı oluyorlar. Demir oksit ise SPF 15 veya 20 taşıyan doğal güneş koruyucusu ve standart makyajın aksine mineraller bakterilerin çoğalmasını engelliyor.

Hızlı uygulama: Çoğu mineral fondötenler 4'ü 1 aradadır; fondöten, kapatıcı, pudra ve güneş koruyucu. Bu da makyaja ayıracağınız sürenin kısalması demek. Bu ürünü daha kolay hale getiren diğer bir özelliği ise makyaja yeni başlayanlar için uygulaması oldukça kolay olması, uzmanlar için ise meydan okumasına olanak sağlaması. Ürünleri ne kadar uygularsanız o kadar fazla renk, kapatıcılık ve güneşe karşı korunma elde ediyorsunuz. Yani ürünleri uygularken el becerinizi ve renk sağduyunuzu sonuna kadar kullanabilirsiniz.

Şu da bir gerçek ki kadınların çoğu mineral makyajdan vazgeçemem diye düşünürken, bir kısmı da kalıp gibi durduğunu ve ciltte kuru bir his bıraktığını söylüyorlar. Bunu hissedenler için uzmanların önerisi ürünü daha az uygulamak veya uygulamadan önce nemlendiricinizin iyici emilmesini beklemek.

Mineraller hafif ve uygulaması kolay olmasının yanı sıra size doğal bir parlaklık verirler. Mineral makyajın diğer bir özelliği ise suya dayanıklı olması. Yağmurlu, karlı havada veya ağladığınızda akmayacağından emin olabilirsiniz. En güzeli ise gün içinde yüzmeye gidiyorsanız mineral makyaj ürünleri 80 dakikaya kadar suya dayanabiliyor.

Son olarak, mineral ve geleneksel makyajı karşılaştıracak olursa, mineral makyajı standart makyajdan ayıran en temel özellikleri cildin nefes almasına olanak sağlaması, doğal güneş koruyucusudur ve cildinizi sivilce, egzama ve sedef hastalığınızdan koruması.

Bunları okuduktan ve araştırdıktan sonra mineral makyaja daha fazla yaklaşmaya başladım. Everday Minerals'i kullandıktan sonra standart makyajla karşılaştırdığımdaki izlenimlerim:

  • Mineral makyaj inanamayacağınız kadar hafif. Standart makyajda fondöten sürdüğüm zaman yüzümde kalıp varmış gibi hissediyordum ama mineral makyajta cildimde hiç bir şey yokmuş gibiydi.
  • Hafif olmasının yanı sıra bir o kadar da kapatıcı özelliği var.
  • Sabah uygulamama rağmen akşam hala yüzümde duruyordu.

03 Ocak 2008 Perşembe

Shiseido Pureness Pudra

Özel günlerin haricinde fondöten kullanmayanlardanım. Anca dışarıda makyaj yaptırırsam sürdürüyorum. Günlük yaşamda da yüzüm çok soluk olduğunda allık tek başına yeterli olmuyor. Böyle zamanlarda hafif bronzlaştırıcı bir pudraya ihtiyaç duyabiliyorum. Cildim yağlıya dönük olduğundan her türlü ürünü cildime süremiyorum. Zaten seçiciyim bu yüzden biraz daha ince eleyip sık dokumak zorunda kalıyorum. Shiseido'nun Pureness pudrası bu açıdan çok rahat. Yağsız ve mat bir görüntü sağlıyor. Sanki siyah nokta, açık gözenek kızarıklık gibi cilt kusurlarının görünülürlüğünü de azaltıyor. Tam fiyatını hatırlayamasam da geçenlerde Sephora'da 68ytl idi diye hatırlıyorum. Rakam doğru değilse bile yaklaşık o civardadır.

29 Kasım 2007 Perşembe

Güneşten Korunma...

Bütün dermatologlar cildimizi yaz - kış güneşten korumamız konusunda hemfikirler. Güneşin cilde verdiği zararlar konusunda her gün yeni bir yazı daha yayınlanıyor. Ben de bundan bir kaç hafta önce güneşin zararlarını açık bir şekilde anlatan medikal estetik uzmanı Cansel Yeni'nin röportajını yayınlamıştım. Tekrar okumak isterseniz buraya tıklamanız yeterli.

Bundan bir kaç sene evvel cildimdeki bazı problemlerden dolayı bir dermatologa gitmiştim. Doktorum beni güneş konusunda ciddi bir şekilde uyarmıştı. O zaman bana verdiği kremleri ve ilaçları çok düzenli kullanıyordum. Cildimin nasıl güzelleştiğini, parladığını ve siyah noktadan eser kalmadığını anlatamam. Bana tavsiye ettiği ürünler arasında Avéne'in güneş koruyucusu da vardı. Her iki saatte bir yenilemem gerekiyordu ama tabii bütün gün iş yerinde oturuyorsanız buna gerek yok. Sadece dışarı çıkarken sürmeniz yeterli.

Bazı nemlendiricilerin içerisinde de koruma faktörü vardır ama bunların bir faydası yok çünkü güneş koruyucusu cildimizde iki saat aktif olarak kalabiliyor. O yüzden 2 saatte bir yenilememiz gerekiyor. Eğer yüzünüze renk gelmesini de istiyorsanız Avéne'in güneş koruyucularının renklendiricili olanları da var (hatta doktorum ondan kullanıyordu).

Cildimiz mutlaka bir gün yaşlanacak ama henüz gençken ne kadar yatırım yaparsak ilerde de o kadar sağlıklı bir cildimiz olur.

07 Kasım 2007 Çarşamba

Medikal Estetik Uzmanı Cansel Yeni'den Güzellik İçin Çok Önemli Tavsiyeler.

Madam Figaro dergisi Kasım sayısında Kardiyolojide uzmanlaşmasına rağmen kariyerini tıbbın en sevdiği alanı olan medikal estetikte devam ettiren Cansel Yeni’ye yer verilmiş. Güzellik kavramını açıklama şeklini sevdiğim ve cilt bakımı hakkında önemli bilgiler verdiği için röportajının bir kısmını sizinle paylaşmak istedim:

Madam Figaro: Kliniğe gelen kadın ve erkekler nasıl bir psikolojik durumda oluyorlar?
Cansel Yeni:
Kadın ya da erkek kapıdan giriyor, morali bozuk, kendinden memnun değil, kendiyle barışmaya ihtiyacı var. Cildinin daha temiz, daha parlak olduğunu, kırışıklıklarının biraz daha azaldığını gördüğünde bu o kişi için bir tür terapidir. Birçok kadın aynaya baktığında kendini genç görmek istiyor. Bu kötü ya da karalanacak bir şey değil. Bir sokaktan geçtiğinizde eğer o sokak bakımlı ve hoşsa bayılıyorsunuz ama bakımsız bir sokaksa, isterse şehrin en güzel yerinde olsun bir daha o sokaktan geçmek istemiyorsunuz.

M.F. : Ama hep 30 yaşında görünemeyiz. Genç görünme arzusunun da bir sınırı olması gerekmez mi?
C.Y. :
Bu patolojik bir durum. Bundan biz de korkuyoruz. Bazen duyarsınız: Filanca kişi gençlik hastalığına tutulmuş diye… Bu durumlarda risk altında olan kişiler aslında doktorlar. Böyle bir hasta geliyor ve sürekli onu daha genç göstermenizi bekliyor. Artık isteklerini yapmadığınız ya da yapamadığınız zaman sizden daha kötüsü yok. Bu grup hasta bizim en korktuğumuz ve uzak durmaya çalıştığımız hasta grubu. Güzellik ve gençlik sonsuza kadar devam etmiyor. İnsanın bir süre sonra kendini zamana bırakması gerekiyor.

M.F. : Gelen her hastayı kabul ediyor musunuz?
C.Y. :
Hasta konusunda çok seçiciyim. Herkese her şey yapılmaz. Güzellik o kadar kolay alışılan bir şey ki… Benim işim gelen hastanın dış görüntüsünü düzeltmek. Ama bunu hastanın kendisi için yapıyorum. O mutlu olsun diye. Yoksa çevresi ya da eşi için kendini değiştirmek, genç görünmek isteyen hastalarıma, karşı tarafın bu değişime kısa sürede alışacağını ve artık bunun bir anlamı kalmayacağını anlatıyorum. İnsanları etkilemek için güzellikten çok kişilik önemli. Siz estetik yaptırıp, güzelleşip bütün gün evde oturuyorsanız, alışveriş yapmaktan başka bir uğraşınız yoksa karşı tarafı etkilemeniz çok zor. Tabii ki kendinizi bırakmayacaksınız, fiziğinizle, kendinizle ilgileneceksiniz. Yoksa kendinize olan saygınızı kaybedersiniz ama her şeyin dış güzelliğe bağlı olduğunu da düşünmemek gerekiyor.

M.F. : Cildimizin genç ve kaliteli kalmasını sağlamak için neler yapmamız gerekiyor?
C.Y. :
Temiz ve sağlıklı cilt güzelliğin en temel unsurudur. Bana gelen hastaların güneşe çıkması yasak. İnsanlar hep yanık tenin daha hoş göründüğünü düşünürler. Oysa bu doğru değil. Tarih boyunca güzelliği ortaya çıkaran beyaz ten rengi kabul edilmiş. Yanık ten aslında cilt isyanıdır. Cilt o kadar çok bağırıyor ki beni kurtarın diye, alttaki pigmentlerini kendini korumak için dışarıya yolluyor. O pigmentler dışarıya çıktıkça nedense insanlar güzel olduklarını düşünüp seviniyorlar. Elbette ilk bronzlaşma anında cilt gerilir, parlar çünkü cildimiz ödem toplamıştır. Sonra ciltte yavaş yavaş ince kırışıklıklar ortaya çıkar. Bir insan cildini bozmuşsa onu düzeltmek çok zor. Tabii ki her insanın birkaç tane lekesi olabilir ama korkunç bir güneş yanığı ve her yeri lekeler içindeki bir cildi düzeltmek çok zor.

M.F. : Cilt sağlığını korumada yaşam düzeni ve uyku düzeni ne kadar önemli?
C. Y. :
Karanlık odada kaliteli bir uyku büyüme hormonu salgılanmasını sağlıyor. Her gün 10 saat uyurum. Cumartesi öğleden sonra eve giderim ve pazartesi sabahına kadar evde meyve yerim. Böylece bir tür detoks yapmış oluyorum. Spor da çok önemli. Özellikle menopoz çağına gelen kadınların kemik yapılarının düzgün olmasında pilatesin büyük yararı var.

M.F. : Cilde dışarıdan nasıl bir bakım uygulamak gerekir?
C.Y. :
Bir doktor olarak cilde 20 – 30 farklı ürün sürülmesine karşıyım. Hastalarıma tek bir nemlendirici kullanmalarını öneriyorum. Bu nemlendiricide kişiye özel, cildin neye ihtiyacı varsa ona göre seçilmiş olmalı. Kozmetik sektörünün çok içinde biri olarak göz, dudak, boyun için ayrı, gece gündüz için ayrı kremlerin kullanılmasını yanlış buluyorum. Gözaltı biraz hassas bir bölgedir, çok yağlı krem kullanılamaz. Ama aynı şey tüm cilt için de gerekli. Cilt için yağ değil nem önemli. Yağ dediğimiz şer parafindir ve bu da cildin gözeneklerini kapatır. Nem cilde bir bariyer oluşturur ve bu bariyer cildin dış etmenlerden korunmasını sağlar. Dışarıdan verilen nemin cilde öyle aman aman bir katkısı olmaz. Önemli olan bol su içerek cildin ihtiyacı olan nemin içeriden sağlanmaktır.

M.F. : “Şu kremi sürdüm göz etrafımdaki kırışıklıklarım açıldı” derler bu mümkün müdür?
C.Y. :
Bunun bir mantığı yok. Krem kırışıklıkları açacak kadar cildin alt tabakalarına işliyorsa beraberinde tozu ve kiri de götürüyordur. Cilt o kadar kendini koruyan bir organ ki dört ayrı tabakadan oluşuyor. En üstteki tabaka ölü tabakadır. Bu ölü tabakaya krem sürmek sadece cildin daha parlak olmasını sağlar. Yoksa cildin yapısını etkileyemez. Çok yağlı bir krem kullanırsanız, bu tabakadaki gözenekler kapanır ve cilt kendi yağını dışarı atamaz ve akneler oluşur.

M.F. : Cildi temizlerken nelere dikkat etmek gerekir?
C.Y. :
Cildin kendi PH’sı var. Gün içinde cildiniz bazen yağlanır. Burada cilt PH dengesinin bozulduğunu fark eder ve yağlanarak bu dengeyi geri sağlar. Cilt kendine has bir asit – baz dengesinden oluşuyor ve bu denge bakterilerin oluşumunu engeller. Cildinizi normal el sabunlarıyla yıkadığınızda bu dengeyi bozarsınız. Bu denge bozulursa cildin bir kısmı kurumaya başlarken T bölgesi dediğimiz alın, çene ve burun da yağlanmaya başlar. Bunun nedeni cildin kuruyan alanları kendi kendine nemlendirmeye çalışmasıdır. Bu nedenle sabah uyandığınızda burnunuzdaki yağı tüm cildinize yayın ve cildinizi sonra yıkayın. Bu sizin doğal nemlendiricinizdir. Biz bozmadığımız takdirde cilt kendi kendini düzenleyecek yetenektedir.

M.F. : Botoks gerçekten mucize bir buluş mu?
C.Y. :
Botoks kendi başına bir işlem. Yaptığım ve gördüğüm hastalara baktığımda botoksun en kolay ulaşılabilir güzeliği sağladığını görüyorum. Çünkü botoksta aslında hiçbir şeyi değiştirmiyoruz, yüzün doğal şeklini bozmuyoruz. Aynı kalıyorsunuz ama daha genç görünüyorsunuz. Önemli olan botoksun doğru uygulanması. Cildin esnekliğini korumak gerekiyor. Fazla uygulatıp cildi gereğinden fazla gererseniz o zaman yapay durur. Botoks ile üç ay sonra eski halinize dönersiniz. Doğru ellerde botoks sadece kırışıklıkların arasını açmak için kullanılır, yoksa bir mimiği değiştirmek için değil.

05 Kasım 2007 Pazartesi

Sephora

Türkiye'de ki ilk mağazası İstinyepark'ta açılan Sephora'yı geçenlerde keşfettim. Çok güzel bir mağaza. Makyaj malzemesinden cilt bakımına kadar ihtiyacınız olan her şeyi bulabilirsiniz. 100'e yakın farklı markanın yanı sıra Sephora marka ürünleri de satıyorlar. Kaliteli ürünlere benziyor ama henüz kendi markasından bir ürün kullanmadım. Görmeye ve denemeye değer diye düşünüyorum.


Örneğin yandaki makyaj paleti Sephora'nın kendisine ait. Web sitesindeki fiyatı $48 (Türkiye'de ki fiyatını bilmiyorum). Bence fiyatı makul çünkü hem buna benzer ürünler çok daha pahalıya satılıyor hem de bu kadar ürünü tek tek almaya kalksanız kaç katını ödeyeceğinizi siz düşünün artık :)




Çok makyaj yapan biri değilim ama bu resimdeki makyajı çok beğendim. Yine Sephora marka ürünlerle yapılmış ve web sitesinde adım adım nasıl yapabileceğinizi anlatıyor. Eğer eliniz biraz yatkınsa sizde evde kendiniz yapabilirsiniz. Burada da başka makyaj örneklerini görebilirsiniz.

Oriflame - Üzüm özlü antioksidan temizleyici


Sonunda blogla ilgili sorunumu hallettim ve geri döndüm :) Yine bir öneride bulunmak istiyorum; Oriflame'in %100 üzüm çekirdeği özlerinden ürettiği yüz temizleme jeli. Uzun zamandır hiç bu kadar güzel bir temizleme jeli kullanmamıştım. Yüzünüzü yıkadığınız anda bir ferahlık hissi kaplıyor. Beni en çok cezbeden ikinci özelliği de %100 doğal olması. Az önce oriflame'in sayfasından bu ayki fiyatına baktım 15,00ytl.

25 Ekim 2007 Perşembe

Evde Bakım


Dinlendirici bir banyo
Malzemeler: Taze nane + tuz
Hazırlanışı: Yarım litre suyu kaynatın ve içine on adet taze naneyaprağını atıp on dakika dinlendirin. Ardından bu suyu süzerek ılık suyla dolu küvetin içine bir fincantuzla beraber dökün.
Ne işe yarıyor: Nane rahatlatıcı, dinlendirici ve sakinleştiricietkisi kuvvetli olan bir bitki.>Tuz ise peeling yapma özelliğiyle cildinizi ölü deri ve hücrelerdenarındırır.
Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez ya da ihtiyaç hissettiğiniz an.
Kuru ciltlere süt banyosu
Malzemeler: Süt + tuz + bal
Hazırlanışı: Boş bir plastik su şişesinin içinde bir litre süt, birfincan tuz ve yarım fincan balı çalkalayarak karıştırın. Ve bu köpükle vücudunuzu ovun, sonra durulayın.
Ne işe yarıyor: Süt banyosu derinlemesine temizler ama epidermisin hassasiyetine zararvermediği için cildi kurutmaz. Tuz ölü derinin atılmasına yardımcı olur.
Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.
SELULİT
Seluliti oluşturan nedenlerin başında östrojen, doğum kontrol hapı, gebelik, sigara, hormonal bozukluklar, beslenmede doymuş yağ miktarının fazlalığı ve lenf sisteminin yetersizliği bulunuyor. Selulitten kurtulmak için birçok yönteme rastlamak mümkün. Bizim tercihimiz ise daha doğal ve daha kolay olan yöntemler.
Soyun şu portakal kabuğunu
Malzeme: Rezene + anason + biberiye
Hazırlanışı: Cildinizde oluşan portakal kabuğu görünümü artık canınızatak etti. Öyleyse çok kolay hazırlanan bir karışımla sonunda selulitlere'elveda' diyebilirsiniz. Bunun için sabahları, 1 litre suya 1 tatlı kaşığırezene, bir tatlı kaşığı anason ve 1 tatlı kaşığı biberiye atın. Bu karışımı kısık ateşte 5 dakika kadar kaynattıktan sonra 10 dakikademlenmeye bırakın. Soğuyan karışımı gün boyunca bol limonla tüketin.Selülitlerinizin yok olduğunu ya da en azından gözle görünmeyecek kadarazaldığına şahit olacaksınız.

21 Ekim 2007 Pazar

Evde Bakım - Bebek Gibi Bir Cilt İçin

Her kadının cildiyle ilgili hoşnut olmadığı bir konu vardır. Bunun için çeşitli kremler sürer, maskeler yaparız. Ben evde yapılan bakımları çok seviyorum. Hem daha temiz hem de daha eğlenceli geliyor :) Özellikle de doğal olanlar çok içime siniyor. O yüzden evde kendiniz yapabileceğiniz bir kaç öneri yazıyorum size. Umarım işinize yarar.

Yüz için nemlendirici maske
Malzemeler: Yumurta sarısı + süt
Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu
karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika
bekleyin.Ardından kağıt mendille silerek temizleyin. Daha sonra, sırasıyla,
ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.
Ne işe yarıyor: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için
birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt
nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.
Ne zaman kullanmalı: Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterli.

Siyah noktaların sonu geliyor
Malzemeler:
limon suyu + yoğurt
Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu
karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15
dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Ne işe yarıyor: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve
siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler,
nemlendirir ve yağ miktarını dengeler. Ne zaman kullanmalı:
Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.

Sivilceler için karnı bahar
Malzemeler: Karnı bahar + Zeytinyağı
Hazırlanışı: Sekiz adet karnı bahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile
beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha
yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık
suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Karnı bahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.
Ne zaman kullanılmalı: Haftada bir yada iki kez.

Kırışıklara karşı maske
Malzemeler: Kaymak + Elma
Hazırlanışı: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık
kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize
yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü kapatın. Yaklaşık on dakika
bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde
elastikiyet kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin
diri kalması için önemli etken.
Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.

Yağlı ciltler için
Malzemeler: Bal + süt + limon suyu
Hazırlanışı: Bir fincan içinde bir kaşık balı, bir kaşık limon suyunu
ve kıvamın koyuluğunu bozmayacak miktarda sütü karıştırın. Karışımı
yüzünüze ve boynunuza yayın ve hafifçe kuruyana kadar bekleyin. Maskeyi
nemli bir sünger yardımıyla silerek temizleyin.
Ne işe yarıyor: Bal cildi yumuşatır ve limon suyunda bulunan aktif
maddelerin daha iyi emilmesini sağlar. Bu maddeler de cildin yağ salgısını
dengeler,fazla yağ salgısı sonucu oluşabilecek sivilceleri önler.
Ne zaman kullanılmalı: İhtiyaca göre on-on beş günde bir tekrarlayabilirsiniz.

15 Ekim 2007 Pazartesi

Cildinizi Sonbahara Hazırlayın

Malum yaz bitti ve güneşin yıprattığı cildimizi bakım yaparak toparlama vakti geldi. Aslında aşağıda sayacağım maddeleri sadece yaz bitiminde yapmak yerine, bakım rutinimiz haline getirirsek cildimiz gün geçtikçe daha parlak ve pürüzsüz hale gelecektir.

  • Öncelikle şunu belirtmeliyim ki cildimizi sadece yazın değil kışında güneşten korumalıyız. Eğer gün içinde uzun saatler dışarıda kalıyorsanız güneş koruyucunuzu her iki saatte bir yenilemelisiniz.
  • Cilt tipine uygun ürünlerle sabah-akşam düzenli olarak temizlenmeli ve nemlendirilmeli. Eğer bu çok düzenli bir şekilde yapılırsa cilt kurumaz ve dolayısıyla kırışıklık, siyah nokta ve pütür gibi sorunlar ortaya çıkmaz.
  • Cilt kendini aşağıdan yukarıya doğru yenilemeye başlar. Bu yenileme sürecine katkıda bulunmak için peeling ile ölü derinin atılımı hızlandırılabilir. Böylece cilt maskeye hazır halede gelmiş olur. Peeling için en uygun zaman banyo sonrasıdır çünkü gözenekler iyice açıldığından cilt hem peelinge hem de maskeye daha iyi sonuç veriyor. Peeling yaparken dikkat etmeniz gereken bir diğer konuda sivilceye bölgeye uygulamamanız. Aksi takdirde sivilceyi yayabilirsiniz.
  • Son aşama olarak cilde nem maskesi uygulanmalı.

Ünlülerin Güzellik Sırları...

Ünlülerin her daim nasıl o kadar güzel ve genç göründüklerini merak ederiz. Geçenlerde Hürriyet gazetesini okurken bu haberle karşılaştım ve sizinle paylaşmak istedim.

Eva Longoria: "Desperate Housewives" dizisinin güzel yıldızı içerisinde plasenta içeren oldukça pahalı bir krem kullanıyormuş. Bu krem içerdiği yüksek miktardaki enzim, protein ve vitaminlerle cildi yeniliyormuş.

Julia Roberts: :Ellerinin ve tırnaklarının bakımı için zeytinyağı kullanıyormuş.

Halle Berry: Selülit oluşmasını engellemek için ezilmiş kahveyle cildini yıkıyormuş. Kahvenin arındırıcı ve yenileyici etkisi varmış. ( Duyduğuma göre belli bir miktar kafein almak selülite engelliyormuş. Özellikle selülit kremi alırken içerisinde kafein olmasına dikkat etmek gerekiyormuş ).


Sandra Bullock: Kırışıklıklarına karşı hemoroid kremi kullanıyormuş. Bir dönem Ebru Akel de bu yöntemi uyguladığını söylemişti ve ülkemizde tartışmalara yol açmıştı.

Catherine Zeta Jones: Dişlerinin bembeyaz olmasını çileğe borçluymuş. Çilek meyvesi içerisinde malik asit ve parlatıcı bulunduruyormuş. Aynı şey Elma içinde geçerliymiş. Elmayı ısırarak yerseniz dişleriniz hem güçleniyor hem de beyazlıyormuş.

Cindy Crawford:Yıllara meydan okuyan top model yüzünü yıkadığı suya bir miktar süt ekliyormuş. Sütün içerdiği protein, vitamin ve amino asitler cildinin nemini ve yumuşaklığını koruyormuş.