Bakım etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Bakım etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

30 Haziran 2008 Pazartesi

Ayak Bakımı

Tam gün çalışmaya başladığımdan beri ayaklarım daha çabuk sertleşir oldular. Malum, bütün gün ayakkabıların içinde havasızlar. Bakımlarını biraz ihmal edeyim veya pedikürü geciktireyim hemen topuklarım çatlak çatlak oluyor. Bu durumu hiç sevmediğimden yumuşamaları için elimden geleni yapıyorum.
Öncelikle pedikürünüzü düzenli ya yapmanız ya da yaptırmanız gerekiyor. Evde nasıl pedikür yapılır yazıma göz atmak isterseniz buraya tıklayın.
Bir diğer yapmanız gereken şey ise, haftada bir düzenli olarak ayaklarınızı törpülemeniz ve her akşam ayak kremi sürmeniz. Bu inanılmaz derecede işe yarıyor. Hem de kremi sürdüğünüzdeki rahatlık süper :) Kremim ise Oriflame'in papatyalı kremi. Önceleri Lapiden'inkini kullanıyordum ama son zamanlarda ağır gelmeye başladığından Oriflame'inkine geçtim. Eğer ayaklarınızda çok çatlak var ise tavsiyem Neutrogena'nın ayak kremi.



Ekleme: Eğer manükür veya pedikür yaptırmaya vaktiniz yoksa "Sally Hansen - Instant cuticle remover"ı tavsiye ederim. Tek yapmanız gereken ellerinizi sıcak suda beklettikten sonra yağı sürüp etlerinizi geri itmeniz. Manikür veya pedikür yaptırana kadar bir kaç gün sizi idare edecektir.

01 Haziran 2008 Pazar

Palmolive Pure Cashmere ile 5 Gün Bakımı

Geçenlerde Palmolive'den Çiçek Hanım attığı mailde yeni çıkardıkları ürün olan Pure Cashmere'i anlatmıştı. Kaşmir dünyanın en nadir bulunan, lüks ve yumuşak dokusuymuş. 5 gün düzenli kullanım sonucunda da cildimizin daha yumuşak olacağını söyledi. Ben kullanmadığım için kendi izlenimlerimi yazamıyorum ama okuduklarımdan sonra gerçekten çok merak ettim ve en kısa zamanda deneyeceğim.

Palmolive bir de kampanya düzenlemiş. Ürün ve kampanya ile ilgili daha fazla bilgi için Çiçek Hanım'ın yazdıklarını aynen yayınlıyorum;

"Palmolive Pure Cashmere: Adını kaşmirin yumuşaklığından alan Yeni Palmolive Pure Cashmere serisi, %100 doğal kaşmir özleri ve nemlendirici krem ile zenginleştirilmiş ipeksi bir formüle sahip. Bu sayede cildinizin en kuru bölgelerini bile nemlendiriyor, cilt kuruluğunda ve pul pul dökülmede belirgin bir azalma yaratıyor. Dermatolojik olarak test edilen Palmolive Pure Cashmere 5 gün boyunca düzenli olarak kullanıldığında, cildinizi daha yumuşak ve pürüzsüz hissetmenizi sağlıyor. "

Kampanya Hakkında:

"Pure Cashmere ile 5 gün bakımı" isimli Facebook uygulamasında, arkadaşlarınıza Pure Cashmere gönderiyorsunuz, ciltlerini yumuşacık ve pürüzsüz bir hale getiriyor, bol bol puanlar kazanıyorsunuz. Davetinizi kabul eden her arkadaşınız size 5 puan, bir defa Pure Cashmere göndermek 1 puan, 5 gün üst üste göndermek ise ekstra 10 puan kazandırıyor. Aynı gün içinde bir arkadaşınıza yalnızca bir kere Pure Cashmere gönderebiliyorsunuz. Ne kadar çok arkadaşınızı davet ederseniz, o kadar çok puanınız oluyor. Hem siz arkadaşlarınızın cildini yumuşatıyorsunuz, hem de onlar sizin pürüzsüz bir cilde sahip olmanızı sağlıyor.
İkişer haftalık dönemlerde devam edecek uygulamada, her dönem puanlar sıfırlanıyor, hem Pure Cashmere gönderenler, hem de Pure Cashmere gönderilenler harika hediyeler kazanıyor!
İkişer haftalık dönemlerde devam edecek uygulamada, her dönem en çok puana sahip olan kullanıcı SPA tatili, arkadaşları tarafından en çok parlatılan kullanıcı ürün seti kazanıyor!
Uygulama sona erdiğinde, toplam puanı en yüksek olan kullanıcı ise Fuga tatilinin sahibi oluyor!
"

Eğer Facebook hesabınız varsa ve uygulamayı yüklemek isterseniz buraya tıklamanız yeterli.

22 Mayıs 2008 Perşembe

Flormar Oje Kurutucusu

Oje sürerken en sinir olduğum şey kurumasını beklemektir. Zaten her defasında da bir yerlere sürüp bozarım :) Geçenlerde parfümeriye gittiğimde Flormar'ın oje kurutucusunu (Flormar Quick Dry) gördüm. Pek umutlu olmadan denemek için aldım ama sonuçtan gerçekten çok memnun kaldım. Ojeyi sürüp üzerine de kurutucuyu sürünce 1 dakika içerisinde ojelerim kupkuru oldu :) Benim gibi bu dertten muzdarip olanlara tavsiye ederim :)
Flormar'ın sitesinde ürünle ilgili yazanlar;

"Ojedeki uçucu maddeleri çabucak buharlaştırarak, tırnaktaki ojenin hemen kurumasını sağlar. İçeriğindeki parfüm, tırnaklarda hoş bir koku bırakır."

Ama eğer kendi yöntemlerinizle kurutmak isterseniz size önerim ojenizi sürdükten sonra ya soğuk suyun altına tutun ya da buzlu suyun içine sokun. Daha çabuk kuruduğunu göreceksiniz.

KadıncaBlog'da ilgili yazılar:
Evde Nasıl Manükür Yapılır?
Evde Nasıl Pedikür Yapılır?

Not: Fotoğraf Alıntıdır

18 Mayıs 2008 Pazar

Evde Manikür Nasıl Yapılır?

Geçen sene yazdığım bu yazımda evde nasıl manikür yapılacağını yazmıştım. Yazıda hiç bir değişiklik yok sadece hatırlatma olsun diye tekrar yayınlıyorum...

Gerekli Malzemeler:
· Kâğıt törpü (Metal törpü tırnaklara zararlıymış)
· İçine elinizi sokabileceğiniz ağzı geniş bir kâse
· Et makası
· Kâğıt havlu
· Aseton
· Oje
·Kolonya

Bu aletleri temin ettikten sonra manikürümüze başlayabiliriz:
1. Öncelikle eğer tırnaklarınızda oje varsa asetonlu pamukla tırnaklarınızı silin.
2. Tırnaklarınızı törpüyle şekillendirin. Tırnaklarınızı zayıflatabileceğinden törpüyü kenarlarına sürmemeye dikkat edin. Verilecek en uygun şekil elinize yakışandır.
3. Törpüleme işlemi bittikten sonra ellerinizi, kâseye koyduğunuz bulaşık deterjanlı/ sıvı sabunlu ılık suya batırın ve 5 dakika kadar bekleyin. Çıkardıktan sonra, elinizi kurulayın ve yumuşayan tırnak etlerinizi geriye doğru itin. Sonra, dikkatli bir biçimde et makasıyla tırnak etlerinizi temizleyin. Çok derine inmemeye dikkat etmelisiniz yoksa kanayabilirler. Aynı işlemi diğer elinize de uygulayın.
4. Ellerinize ve tırnaklarınıza kolonya dökün ki mikroptan arınsınlar.
5. Şimdi de tırnaklara renk verme zamanı. İstediğiniz bir ojeyi tırnaklarınıza sürün ve kurumaları için bekleyin. Eğer ojenin altına parlatıcı (cila) sürerseniz hem tırnaklarınız sararmaz hem de ojeniz daha uzun süre dayanır.
6. Son aşama olarak da makasınızı kolonyayla temizleyin.

İşte bu kadar basit :)

07 Mayıs 2008 Çarşamba

Selülit İzlenimlerim

Selülit üzerine çok fazla şey yazıldı, çizildi, bir çok araştırma yapıldı. Bana 10 yıl önce kimsenin farkında olmadığı ama son yıllarda oluşan estetik kaygısıyla birçok kadının başlıca "düşmanlarından" biri haline geldi gibi geliyor. Ama tabii git gide daha da hareketsiz hale gelen yaşam biçimlerimizde görülme oranını arttırdı. Tamam, pürüzsüz ve sıkı bacaklar tüm bayanların arzu ettiği bir şey ama sırf selüliti var diye kendine hayatı zindan edenlere gerçekten kızıyorum. Şu bir gerçek ki dünyada ki kadınların %95'inin belli ya da belirsiz, farklı düzeylerde selüliti var. Zaten ilk başlarda selülitinin olması saklanan bir şeyken son yıllarda bir çok Hollywood starı da bu sorunu yaşadığını itiraf etti (mesela Sienna Miller).

44 kilo olmama rağmen bu kış ilk kez ben de selülitle tanıştım. Gerçi benim ki farkedilmeyen boyutta yani çok başlangıç aşamasındaydı ama itiraf etmek gerekirse o bile canımı sıkmaya yetti. Aynaya baktığımda gördüğüm o iki çukurcuk acaba bunlar ilerler mi diye endişe etmemle harekete geçmemi sağladı. Sanırım doğru yolda ilerliyorum çünkü aynada onları görememeye başladım :)

Önce selüliti araştırma (Dermatologumla konuştum ve internetten araştırdım) aşamasıyla başladım. İşte elde ettiğim temel bilgiler:
  • Selülit genetik bir durum. Eğer annenizde veya anneannenizde varsa sizde olma olasılığı da çok yüksek.
  • Kan dolaşımının yavaşlaması ve vücudun fazla su tutmasıyla oluşuyor. Kan dolaşımının yavaşlamasından kaynaklandığının ispatı olarak selülitli bölgelerinize dokunun diğer bölgelere göre daha soğuk olduğunu fark edeceksiniz.

Neler yapılabilir ( bu aşamada tecrübe ettiğim için kendimin neler yaptığını yazmak istiyorum):

  • Öncelikli amacınız kan dolaşımını hızlandırmak olmalı. Selülitle savaşta bu çok önemli.
  • Mutlaka hareket etmelisiniz. Maalesef oturduğunuz yerden çok su da içseniz veya bilinen başka yöntemleri de deneseniz bununla baş edemiyorsunuz. Ben daha önce de bahsettiğim gibi yüzmeye başlamıştım ama maalesef tembelliğimden dolayı iki kere gittikten sonra bıraktım. Şimdi tekrar yüzüyorum. Bildiğiniz gibi yüzme esnasında vücuttaki kan dolaşımı 4 kat hızlanıyor ve eğer ki başlangıç seviyesinde selülitleriniz varsa bu bile tek başına yeterli. Yüzme imkânınız yoksa eşofmanlarınızı giyin ve yürüyün. En masrafsız ve sağlık için en faydalı sporlardan biri.
  • Artık hem sağlık için hem de hareket edebilmek adına 7. kattaki evime çıkabildiğim her zaman merdivenle çıkıyorum.
  • Duşta ılık suyla yıkanırken en son çıkmadan önce birden suyu buz gibi yapın ve sorunlu bölgeye tutun. Bu da kan dolaşımını hızlandırma da birebir.
  • Çok bol su için ki vücudun tuttuğu suyu atabilin.
  • Bir fırça veya kese yardımıyla cildiniz kuruyken kalp yönüne doğru vücudunuza sürün. Bu işlem de kan dolaşımını hızlandırmak için ve bildiğim kadarıyla vücudun sıkılaşmasına da faydası var.

Daha önce de dediğim gibi benimki en baş aşamadaydı o yüzden 2-3 hafta içerisinde sonuç aldım. Zaten harekete geçmemin sabebi de daha fazla ilerlemesini engellemek çünkü eğer daha ileri seviyeye gelirse daha fazla uğraşmanız gerekiyor. Bir de doktorun söylediğine göre eğer çok ilerlemiş yani durduğunuzda bile bariz bir şekilde belli olan selülitleriniz varsa bu söylediklerimin yanı sıra bazı işlemlere de ihtiyacınız oluyormuş.

Eğer bakmak isterseniz ünlülerin selülitleri

04 Mayıs 2008 Pazar

Çam Terebentin ile ilgili izlenimler

Saç bakımıyla ilgili küçük bir ipucu verdiğim yazıma yorum yapan Nalan abla şampuanına çam terebentin kattığını ve çok faydasını gördüğünü yazmıştı. Biz de yıllardır kepek sorunu yaşayan ve bir türlü derdine çare bulamayan kardeşimin şampuanına yazan ölçülerde çam terebentin kattık. Bir hafta gibi kısa bir süredir kullanıyor olmasına rağmen inanılmaz bir şekilde saçında kepekten eser kalmadı, saçları parlamaya başladı ve dökülmeleri azaldı. Tek kötü yanı ise şampuanın kıvamını biraz bozması ve kullanım esnasında az da olsa bir kokusunun olması ama bu koku kesinlikle kalıcı değil. Kullandıktan sonra saçınızda koku kalmıyor. Denememiş olanlar varsa denemelerini tavsiye ederim. Nalan ablaya da verdiği öneriden dolayı teşekkürler :)

Ekşi sözlükte çam terebentini okumak isterseniz...

15 Nisan 2008 Salı

Everyday Minerals

Bildiğiniz gibi bu yazımda mineral makyajdan ve Everyday Minerals'tan bahsetmiştim (Laçin sağ olsun onun sayesinde tanıştım bu markayla :) ).

Yazıyı yayınladıktan sonra kimi kişiler markanın ürünlerini sipariş edememeye başladılar çünkü Türkiye'ye gönderimlerini durdurmuşlardı. Bir kaç kişi bu konuda bana sorular yönelttiler. Ben de firma yetkililerine yazdım ve iyi haberi aldım :) Sitelerini yeniliyorlarmış ve biter bitmez Türkiye'ye gönderimler tekrar başlayacakmış. Ben de sabırsızlıkla bekliyorum :)

Hala denememiş olanlarınız varsa mineral makyajı ısrarla tavsiye ediyorum. Makyaj yapmış olmanıza rağmen cildinizde hissetmiyorsunuz. Hiç bir zararı olmadığı gibi cildinizin gün içinde ihtiyacı olan mineralleri sağlıyor ve güneşin zararlı ışınlarından koruyor.

14 Nisan 2008 Pazartesi

Saç Bakımı için İpucu

Annemin kuaförüyle arası iyi olduğundan bize ara sıra meslek sırlarını verebiliyor :) Söylediğine göre kuaförlerde yapılan saç bakımlarında aslında özel olarak yapılan bir şey yokmuş ( dökülme için veya başka bir sorun için yapılanları kastetmiyorum. Söylediğim sadece parlaklık ve güç vermek için yapılan bakımlar). Biz evde de kendimiz yapabilirmişiz. Bunun için herhangi bir saç maskesine ihtiyacımız varmış (mesela Lorea'l in) sonra duştayken suyu en sıcak konuma getirip bir havluyu o sıcak suyun altında iyice ıslatmamız gerekiyormuş. Bakım maskesini sürdüğümüz saçımıza iyice sıktığımız havluyu sarıp 15-20 dk. bekletiyormuşuz. İşte bu kadar :)

Bir de adını hiç hatırlamıyorum ama annem bir ara aktardan saç bakım yağı alıyordu. Saça faydası olan bitkilerin karışımından yapılmış bir yağ idi. Ondan çok memnundu. Belki maske yerine öyle bir şey de deneyebilirsiniz.


Tabii bu tür bakımlardan bir kere de sonuç beklememek lazım. Saçınızı yaza hazırlamak istiyorsanız saçınızın nem ihtiyacına göre şimdiden hafta bir veya 15 günde bir bakım yapmaya başlayabilirsiniz.





KadıncaBlog'da ilgili konular:
Evde bakım - İpek gibi saçlar
Saç Düzleştirici


Resimler Kaynak, kaynak

10 Nisan 2008 Perşembe

Evde Cilt Bakımı Yapmaya Ne Dersiniz?

Malum bahar geldi ve vücudumuz bu değişime ayak uydurmaya çalışıyor. Bu yüzden de cildimiz daha fazla bakıma ihtiyaç duyabilir.

Benim de cildim son günlerde oldukça mat görünüyordu ve siyah noktalarımda belirginleşmişlerdi. Siyah noktaların oluşumunu düzenli temizleme, nemlendirme, sigara içmeme gibi şeylerle engelleyebiliriz ama şu bir gerçek ki eğer bir kere var oldularsa onlardan sıkmadan kurtulamayız. Ben de o yüzden evde cilt bakımı yapmaya karar verdim. Eğer ki dikkatli yaparsanız oldukça zahmetsiz ve kolay. Tabii ki iyi bir güzellik salonunda yapılan bakıma benzemeyecektir çünkü evde yapılan sadece cildin en üst tabakasına (epidermis) yapılan bakımdır ama uzman kontrolünde yapılanlarda kullandıkları aletlerden dolayı cildin daha alt tabakalarına inen, daha iyi sonuç verecek işlemler yapılmaktadır. Evdekini sadece temizlik için ayda bir kere yapabilirsiniz.

Şimdi nasıl yaptığımı adım adım yazıyorum:
  1. Öncelikle yüz temizleme jeliniz veya sütünüzle yüzünüzü temizleyin.
  2. Peeling ile yüzünüzü ve boynunuzu dairesel hareketlerle, çok bastırmadan ovun. Eğer doğal yollarla peeling yapmak isterseniz bu yazımdaki ballı şekerli peelingi deneyebilirsiniz.
  3. Bu aşamada buhar banyosu yapmak gerekiyor. Ben daha önce Watsons'dan facial sauna almıştım onunla yaptım ama eğer ki evde yoksa hiç önemli değil kaynattığınız suyu plastik bir tasa koyun ve yüzünüzü tastan çıkan buhara tutun. Başınızın üzerine de havlu kapatın ki buhar dışarıya kaçmasın. Bu aşamada suyun içine çeşitli bitkiler ekleyebilirsiniz. Mesela papatya ve ıhlamur hem cildi temizler hem de parlaklık verir. Ben bu sefer kekik koydum çünkü yeni öğrendiğim bir bilgiye göre kekiğin antibiyotik özelliği varmış. Buhar banyonuzun içine ekleyeceğiniz 2 tatlı kaşığı kekik yüzünüzdeki özellikle siyah noktaları ve sivilceleri iyileştirecektir.
  4. 15 dk. buhar banyosu yaptıktan sonra hafifçe alkole batırılmış makyaj pamuklarıyla çok bastırmadan siyah noktalarınızı sıkın. Alkole batırmamızın sebebi açık gözeneklerin mikrop kapmasını engellemek. Cildiniz buhar banyosundan yeni çıktığından normale göre daha hassas olacaktır o yüzden dikkatli davranmanızda fayda var. Bir diğer önemli nokta da bu aşamada kesinlikle yeni çıkıyor bile olsalar sivilcelerinizi sıkmayın. Gözenekleriniz açık olduğundan yeni sivilcelere çok kolay yer açmış olursunuz.
  5. Sıkma işlemi de bittikten sonra cildinize maskenizi sürün.
  6. Maskeyi temizledikten sonra da yüzünüzü tonikleyip, nemlendiricinizi sürün.

Benim tavsiyem eğer vaktiniz varsa bakımınızı bitirdikten sonra kısa bir uyku uyumanız. Cildinizin nasıl dinlendiğine inanamayacaksınız.

Kadıncablog'da ilgili yazılar:

11 Mart 2008 Salı

İşte Ünlülerin Selülitleri :)







Resimlerini bu siteden aldığım ünlüler insanı görünce hayrete düşürüyor. Zaten hep düşünmüşümdür o kadar alkol ve düzensiz yaşamda nasıl onlarda bu selülitler oluşmuyor diye. Meğer oluşuyormuş :) Gerçi bazıları güneşin dik açıyla gelmesinden dolayı oluşmuş gibime geldi. Daha fazlası için siteyi ziyaret edebilirsiniz...

11 Şubat 2008 Pazartesi

Ballı Şekerli Peeling :)

Bu karışımı geçenlere denedim ama sonucuna inanamadım. Hakikaten hiç bu kadar başarılı olabileceği aklıma gelmemişti. 2-3 tatlı kaşığı bal ile 1 tatlıkaşığı şekeri bir kasenin içerisinde karıştırdım birbirine iyice yedirdim. Banyoda bu karışımla yüzüme iyice masaj yaptım ve 5-10 dakika cildimde beklettim. Yıkadıktan sonra bal cildimi yumuşatırken şeker de gözeneklerimi temizlemişti ve bunlara ek olarakta bir parlaklık geldi. Sonradan balın cilde faydalarını araştırırken gördüm ki bal aslında bakteri barındırmazmış. Yani cildi derinlemesine temizlemek için doğru bir tercih. Bundan sonra bu karışımı sık sık uygulayacağım.

Resim kaynak

06 Şubat 2008 Çarşamba

Kaş Kalemi Kullanıyor musunuz?

Benim kaşlarım çok kalın değiller ama ben de aksi gibi kalın kaşları severim. O yüzden yeni takıntım kaş kalemi :) Sürdüğünüz zaman tabiiki yeni bir kaş modeline sahip olmuyorsunuz ama daha belirginleşiyorlar. Eğer siz de kullanmak isterseniz işte nasıl kullanacağız :
  • Öncelikle aldığınız kaş kaleminin arkasında bulunan fırçayla kaşlarınızı tarayıp düzeltin.
  • Sonra kalın yerinden başlayıp ince yerine doğru gidecek yönde çok hafif bir şekilde kaşınızı çizin. Hafif ve kesik hareketlerle yaparsanız daha doğal duruyor.
  • Sonra boyadığınız yerin karışması için fırçayla tekrar üzerinden geçin.

İşte bu kadar :)

Sevgililer Günü İçin Saç Modelleri



Beğendiğim saç, makyaj, elbise veya elişi modellerini toplayıp arşivleme gibi bir huyum var :) Bunların arasından sevgililer günü için dört alternatif seçtim. İlla dışarıya çıkmanız gerekmiyor bence özellikle Mandy Moore ve Jennifer Garner'ın saç modellerini evde romantik bir kutlama planlıyorsanızda tercih edebilirsiniz...

16 Ocak 2008 Çarşamba

Doğal Makyaj Teknikleri

Edi'ciğimin bu yazısında da belirttiği gibi Türk kadınlarında makyaj ve bakım = boya küpüne girmek gibi bir inanış var. Ünlülerimize bakınca bunu bariz bir şekilde görmek mümkün. Sabah programı sunan bayanlar bile resmen gece kıyafetiyle ve show makyajıyla programa çıkıyorlar. Anlamıyorum zaten sabahın köründe onlara da ağır gelmiyor mu o kadar makyaj, giyim kuşam? Geçenlerde gazetede okumuştum kimdi hatırlamıyorum (makyör Corci olabilir) çok sinirli bir şekilde Türk kadınına kızıyordu. Çünkü gidip Ebru gündeş makyajı istiyorlarmış adam da haklı olarak bayanlar onlar show makyajı siz sahneye mi çıkacaksınız diyordu :) Hollywood ünlüleri ise makyaj yaptıklarında olabildiğince doğal görünmeye çalışıyorlar.

Benim makyaj anlayışım tamamen doğal olandan yana hem cildime zarar vermesin hem de yüzümde bir kalıp makyaj olmasın çünkü hakikaten o ağırlık beni çok rahatsız ediyor. Şimdi size bazı sitelerden bulduğum doğal makyaj tekniklerinin yanı sıra kendi doğal makyajımın nasıl olduğunu anlatacağım:
  • Öncelikle yüzünüzü temizlemeli ve cildinize uygun olan bir nemlendirici sürmelisiniz. Bu aşamada cildiniz nemlendiriciyi emene kadar biraz beklemenizde fayda var aksi halde fondöteniniz yüzünüzde dağılmayabilir veya yağlı bir görünüm oluşabilir.
  • Fondöteni ince bir tabaka halinde tüm yüzünüze çenenizin alt kısımlarına ve hatta eğer açık giyineceksiniz boynunuza sürün.
  • Eğer cildinizde sivilce veya leke gibi kusurlar varsa bunları bir kapatıcı yardımıyla kapatın.
  • Eğer fondöteniniz cildinizde parlama yapıyorsa bir sünger veya fırça yardımıyla pudranızı yüzünüze dağıtın.
  • İstediğiniz şekilde farınızı sürün ( ister gölge yapın, ister tek renk sürün veya göz kalemiyle destekleyin)
  • Rimeli sürün : üst kirpiklerinize rimeli önce içten dışa sonra aşağıdan yukarı sürülmesi gerekiyor. Böylece kirpikleriniz daha gür görünecektir.
  • Kaşlarınızı belirginleştirmeye ihtiyaç duyarsanız önce kaş tarağıyla kaşlarınızı tarayın sonrada kaşınızın rengine uygun bir kaş kalemiyle hafifçe boyayın.
  • Allığınızı yüz şeklinize uygun bir biçimde sürün.
  • Dudaklarınızı belirginleştirmek isterseniz rujunuzun bir ton koyusu dudak kalemiyle çizin ve ruj fırçasıyla dudaklarınızı boyayın. Rujunuzun üzerine parlatıcı da sürebilirsiniz.
Yukarıdaki yazı netten bulduklarımdan derlediğim. Böyle bir makyaj bence günlük olarak biraz ağır kaçar o yüzden ben olsam bu makyajı özel günlerde yaparım. Benim günlük makyajım ise aşağıdaki malzemelerden oluşuyor.
  1. Öncelikle mutlaka yüzümü nemlendiriyorum.
  2. Normalde bu yazımda da belirttiğim gibi Shiseido'nun pureness bronzlanştırı pudrasını uyguluyorum ama son zamanlarda sevgili Lacheen sayesinde tanıştığım Everyday Minerals'in semi matte medium tan'ini sürüyorum (hatırlarsanız bu yazımda mineral makyaj hakkındaki izlenimlerimi yazmıştım).
  3. Daha sonra yine Everyday Minerals'in intensive fair concealer'ını gözaltlarıma sürüyorum ve iyice dağıtıyorum.
  4. Gözüme ya yeşil ya mürdüm ya da siyah göz kalemi çekiyorum (mürdüm göz kalemi Yves Saint Laurent'in 6numarası, siyah göz kalemim Lancome'nin ve yeşil olansa Avon'un). Çoğunlukla sürmesem de bazen rimel sürüyorum ( rimelim de Estée Lauder Illusionist Intense).
  5. Dudaklarımaysa önce Estée Lauder 26(russet) numara dudak kalemi ve ardından vazgeçemeyeceğim rujum olan L'oreal Glam Shine Cream 200 numarayı veya Lig gloss olarakta Clinique'in 03 Mango Tint'ini sürüyorum.

Abartıdan kaçıp doğal makyaj yapan bazı Hollywood ünlüleri:

07 Ocak 2008 Pazartesi

Mineral Makyaj Nedir? Ve Kullandıktan Sonraki İzlenimlerim

Sevgili Laçin'in yazdığı yazıdan sonra ben de Everyday Minerals'in numunelerinden sipariş verdim ve sekiz gün sonra geldiler. Daha önceden "mineral makyaj" hakkında çok fazla bilgim yoktu. Nedir ne değildir diye öğrenmek için biraz araştırdım. Benim gibi merak edenler olabilir diye yazıyorum:

Esasında Mineral makyajın geçmişi 30 yıl öncesine dayanıyor ama halkın ilgisini son yıllarda çekmeye başladı. Mineral makyajın ana felsefesi "cildin doğal fonksiyonuna zarar vereceği bilinen hiç bir maddeyi kullanmamak". Onu benzersiz kılan özelliği ise gözenekleri tıkayan pudra ve kanserojen madde içermiyor olması.

Titanyum Dioxide, çinko asit ve demir oksit gibi mineraller saf renklendiricilerle karıştırılarak cildin güzelleşmesi sağlanıyor. Titanyum ve çinko doğal uyarıcılar yani cildi rahatlatmaya ve pürüzsüzleştirmeye yardımcı oluyorlar. Demir oksit ise SPF 15 veya 20 taşıyan doğal güneş koruyucusu ve standart makyajın aksine mineraller bakterilerin çoğalmasını engelliyor.

Hızlı uygulama: Çoğu mineral fondötenler 4'ü 1 aradadır; fondöten, kapatıcı, pudra ve güneş koruyucu. Bu da makyaja ayıracağınız sürenin kısalması demek. Bu ürünü daha kolay hale getiren diğer bir özelliği ise makyaja yeni başlayanlar için uygulaması oldukça kolay olması, uzmanlar için ise meydan okumasına olanak sağlaması. Ürünleri ne kadar uygularsanız o kadar fazla renk, kapatıcılık ve güneşe karşı korunma elde ediyorsunuz. Yani ürünleri uygularken el becerinizi ve renk sağduyunuzu sonuna kadar kullanabilirsiniz.

Şu da bir gerçek ki kadınların çoğu mineral makyajdan vazgeçemem diye düşünürken, bir kısmı da kalıp gibi durduğunu ve ciltte kuru bir his bıraktığını söylüyorlar. Bunu hissedenler için uzmanların önerisi ürünü daha az uygulamak veya uygulamadan önce nemlendiricinizin iyici emilmesini beklemek.

Mineraller hafif ve uygulaması kolay olmasının yanı sıra size doğal bir parlaklık verirler. Mineral makyajın diğer bir özelliği ise suya dayanıklı olması. Yağmurlu, karlı havada veya ağladığınızda akmayacağından emin olabilirsiniz. En güzeli ise gün içinde yüzmeye gidiyorsanız mineral makyaj ürünleri 80 dakikaya kadar suya dayanabiliyor.

Son olarak, mineral ve geleneksel makyajı karşılaştıracak olursa, mineral makyajı standart makyajdan ayıran en temel özellikleri cildin nefes almasına olanak sağlaması, doğal güneş koruyucusudur ve cildinizi sivilce, egzama ve sedef hastalığınızdan koruması.

Bunları okuduktan ve araştırdıktan sonra mineral makyaja daha fazla yaklaşmaya başladım. Everday Minerals'i kullandıktan sonra standart makyajla karşılaştırdığımdaki izlenimlerim:

  • Mineral makyaj inanamayacağınız kadar hafif. Standart makyajda fondöten sürdüğüm zaman yüzümde kalıp varmış gibi hissediyordum ama mineral makyajta cildimde hiç bir şey yokmuş gibiydi.
  • Hafif olmasının yanı sıra bir o kadar da kapatıcı özelliği var.
  • Sabah uygulamama rağmen akşam hala yüzümde duruyordu.

02 Ocak 2008 Çarşamba

Doğru Diş Fırçalama Tekniği

Geçenlerde diş doktoruma gittiğimde bana dişlerimi yanlış fırçaladığımdan bahsetti. Yapılan son araştırmalara göre diş, diş etinden başlayarak aşağıya doğru fırçalanmalıymış. İç taraflarıda aynı şekilde. Aşağıdaki nasıl fırçalanacağına dair yazıyı Colgate'in sayfasından aldım.

Doğru Diş Fırçalama Nasıl Olmalıdır?
Doğru diş fırçalama en az iki dakika yani tam 120 saniye sürse de çoğu yetişkin dişlerini bu kadar süre fırçalamaz. En az iki dakika fırçaladığınızdan emin olmanız için zaman tutabilirsiniz. Dişlerinizi doğru bir şekilde fırçalamak için kısa ve nazik hareketlerle fırçalayın, dişeti çizgisine özel önem gösterin ve dişlerin arka kısımlarına, bilhassa dolgu, kuron ve diğer restorasyonların çevresindeki alanlara ulaşmaya dikkat edin. Doğru fırçalama için aşağıdaki maddeleri sırayla uygulayabilirsiniz.
. Önce üst dişlerinizin daha sonra da alt dişlerinizin dış yüzeylerini fırçalayın
. Önce üst dişlerinizin daha sonra da alt dişlerinizin iç yüzeylerini
. Bütün dişlerinizin çiğneme yüzeylerini yani üst yüzeylerini temizleyin
. Daha ferah bir nefes için dilinizi de fırçalamayı unutmayın

12 Aralık 2007 Çarşamba

Kirpik Perması Hakkında

Bundan bir kaç sene önce kirpikleri çok zayıf ve kısa olan bir arkadaşım kirpik perması yaptırmıştı. O kadar etkili olmuştu ki ben takma kirpik taktığını zannetmiştim. Neredeyse aynı etkiyi yaratmasına rağmen bir kere yaptırıyorsunuz ve 2-3 ay kullanıyorsunuz. Hem uygulaması kolay hem de ücreti makul. Ben kendim yaptırmadığım için kendi tecrübelerimi yazamayacağım ama eğer yaptırmak isterseniz Instyle dergisinin geçen ayki sayısında tüm yönleriyle yazmışlar ben de aşağıda size yazıyorum:

Kirpik Perması Nedir? : Kirpik perması özellikle çok kısa olmayan ama düz kirpikleri olan kadınlar için uzun süreli bir çözüm getiriyor. Mekanik kıvırıcı kullanma zahmeti sona eriyor, kirpikler gür ve estetik bir görünüme kavuşuyor.

Ne Kadar? : Kirpik perması işlemi 30 YTL ile 75 YTL arasında rakamlara uygulanabiliyor.

Nasıl Yapılıyor? : Bu işlem oldukça zahmetsiz ve kısa sürede yapılıyor. Estetisyen Tuba Güngül, önce kirpikleri rimel etkisi vermek için bitkisel bir boyayla renklendirdiklerini söylüyor. Güngül, "Daha sonra kirpikleri ince bugidilerle sarıyoruz ve önce yapıştırıcı özellikli bir ilaç uygulayarak 20 dk. bekletiyoruz. Ardından perma ilacını sürüyoruz ve 20 dk. daha bekletiyoruz." diyor. Daha sonra ıslak bir pamukla ilaçları temizledikten sonra bugidileri çıkartarak işlemi tamalıyorlar. Bugidiler kıvrıklığı bozmamak için kürdan yardımıyla çıkarılıyor.

Ne Kadar Dayanıyor? : Perma işleminden sonra iki ay gür ve daha siyah kirpiklere sahip olmak mümkün. Ancak işlem ikinci kez tekrarlandığında bu süre üç aya kadar uzayabiliyor.

Uyarılar : Kirpik permasının herhangi bir yan etkisi yok. Ancak estetisyen Selda Kav, "işlemi tamamladıktan sonra kirpikleri ciltle fazla temas ettirmemek gerekir. Mesela gözlerinizi çok fazla kaşırsanız tahriş olabilir. Ayrıca perma ilacı çok nadir de olsa bazı bünyelere alerji yapabiliyor," diye uyarıyor.

07 Aralık 2007 Cuma

İlaçlarım...

Hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri cildimin kötü görünüyor olması. Zaten kötü görünmemesi için de nemlendiricimi mutlaka sürerim ve gece yüzümü temizlemeden asla uyumam. Bu güne kadar da cildimden hiç şikayetim olmadı ama 6-7 ay önce yanaklarımda siyah noktalar çene ve alnımda da içi iltihaplı sivilceler oluşmaya başladı ha geçti ha geçecek derken bu zamana kadar dayanabildim. Bu sabah kalktığımda aynada yine cansız ve kırmızı noktalı bir cilt görünce dayanamadım ve sabah ilk işim dermatologtan randevu almak oldu. Doktor cildimde kistlerin oluştuğunu ve yağ kanallarının tıkandığını söyledi. 4-5 aylık bir tedavi görmem gerekiyormuş. İlk etapta yukarıda resmi olan ilaçları 1 ay kullanacağım. Bu süre boyunca cildim kötü olacakmış çünkü kuruyacak, pul pul olacak ve kızarıklıklar olacakmış. Bu durum çok canımı sıksada sonuca ulaşmak için mecburen kullanacağım :((

29 Kasım 2007 Perşembe

Güneşten Korunma...

Bütün dermatologlar cildimizi yaz - kış güneşten korumamız konusunda hemfikirler. Güneşin cilde verdiği zararlar konusunda her gün yeni bir yazı daha yayınlanıyor. Ben de bundan bir kaç hafta önce güneşin zararlarını açık bir şekilde anlatan medikal estetik uzmanı Cansel Yeni'nin röportajını yayınlamıştım. Tekrar okumak isterseniz buraya tıklamanız yeterli.

Bundan bir kaç sene evvel cildimdeki bazı problemlerden dolayı bir dermatologa gitmiştim. Doktorum beni güneş konusunda ciddi bir şekilde uyarmıştı. O zaman bana verdiği kremleri ve ilaçları çok düzenli kullanıyordum. Cildimin nasıl güzelleştiğini, parladığını ve siyah noktadan eser kalmadığını anlatamam. Bana tavsiye ettiği ürünler arasında Avéne'in güneş koruyucusu da vardı. Her iki saatte bir yenilemem gerekiyordu ama tabii bütün gün iş yerinde oturuyorsanız buna gerek yok. Sadece dışarı çıkarken sürmeniz yeterli.

Bazı nemlendiricilerin içerisinde de koruma faktörü vardır ama bunların bir faydası yok çünkü güneş koruyucusu cildimizde iki saat aktif olarak kalabiliyor. O yüzden 2 saatte bir yenilememiz gerekiyor. Eğer yüzünüze renk gelmesini de istiyorsanız Avéne'in güneş koruyucularının renklendiricili olanları da var (hatta doktorum ondan kullanıyordu).

Cildimiz mutlaka bir gün yaşlanacak ama henüz gençken ne kadar yatırım yaparsak ilerde de o kadar sağlıklı bir cildimiz olur.

13 Kasım 2007 Salı

Jessica Biel ve "Effortless" Moda


Biliyorsunuz bu sene moda "effortless"; yani eforsuz. Altı çizilmemiş bir özenle giyinmenizi gerektiriyor. 80'lere tezat bir moda. Özenle seçilmiş kıyafetinizi giydikten sonra saçlarınızı hafif dağınık bırakmanız ve doğal tonlarda yapılan bir makyaj yeterli. Yani bakımlı olacaksınız ama saçınıza, makyajınıza özendiğinizi çok da belli etmeyeceksiniz. En önemli ayrıntılarından biri de her giydiğinize kendinizden bir yorum katmanız. Bu akımın öncüleri Kate Moss, Mary Kate Olsen, Sienna Miller ve Kirsten Dunst gibi gösterilseler de bence en güzel örneklerinden biri de Jessica Biel. Tüm resimlerinde gayet doğal ama bir o kadar da şık gözüküyor. Yani ben buradayım, bakın nasıl da giyinip kuşandım diye insanın gözüne batmıyor. Gizli bir şıklık, seksilik ve doğal bir güzellik taşıdığını baktıkça anlıyorsunuz. Onun bu doğal güzelliğinin formülü ise:
Saten gibi parlak bir cilt + Şeftali tonlarında allık + Şeffaf ruj = Doğal ve hoş görünüm.