

Kadıncablog'ta yapmayı amaçladığım şey genel olarak kadınların ilgi alanını oluşturan sağlık, güzellik, bakım, yemek tarifi, hobi alanları gibi konulara değinmek.


İş yerinde otururken kuruyemiş, cips, çikolata gb şeyler yemek veya kola, kahve gibi şeyler içmek yerine genelde bitki çaylarını ve meyveyi tercih ediyorum. Her gün evden mutlaka meyve getiririm. Mesela bu gün ki menüm erik :)
Güller o kadar güzel açtılar, her yeri o kadar güzel renk renk yaptılar ki ben de özenip Pazar günü gül reçeli yapayım dedim. Bir gün önce pazardan aldığım gülleri bir güzel ayıkladım, yıkadım, fotoğraladım, kokladım.... Yani resmen oyun oynadım onlarla :)
Hermes yeni bir pazarlama stratejisi geliştirmiş. Sitelerine koydukları PDF dosyasını indirip yapılacakları adım adım takip ettiğiniz zaman kartondan da olsa Hermes sahibi oluyorsunuz. Bu stratejinin tam amacını anlayamadım ama bana zevkli ve farklı göründü.
Dün uzun pazar kahvaltımız için krep yapayım dedim. Bir kaç tarif araştırdım farklı bir şeyler var mı acaba diye ama en pratik ve lezzetli olan annemin klasik krep tarifi gibime geldi. Gerçi benim ki biraz şekilsiz oldu :) Üzerine de köylü pazarından (ayrı bir yazı olarak daha sonra anlatacağım) aldığımız çökeleği ve ev yapımı çilek reçelini sürünce afiyetle yedim.Krep tavasını da ben Esse'den almıştım. Cem marka tavayı piuyasadakilerin çok altına 9,90 ytlye aldım. Size de tavsiye ederim.
Çok severek ve çok beğenerek okuduğum Yankı Yazgan'ın "Kalp Çarpar Beyin Böler" kitabını gündelik hayatın psikolojisiyle, beynin nasıl çalıştığıyla ilgilenen ve hala çözülmemiş olan biyoloji ve psikoloji arasındaki köprüyü biraz daha düşünmek isteyenler için kesinlikle tavsiye ederim.
KadıncaBlog'da ilgili yazılar:
Oje sürerken en sinir olduğum şey kurumasını beklemektir. Zaten her defasında da bir yerlere sürüp bozarım :) Geçenlerde parfümeriye gittiğimde Flormar'ın oje kurutucusunu (Flormar Quick Dry) gördüm. Pek umutlu olmadan denemek için aldım ama sonuçtan gerçekten çok memnun kaldım. Ojeyi sürüp üzerine de kurutucuyu sürünce 1 dakika içerisinde ojelerim kupkuru oldu :) Benim gibi bu dertten muzdarip olanlara tavsiye ederim :)

Not: Fotoğrafı 2005 yılında Garipçe köyünde çekmiştim. Alıntı değildir...
Sevgili Sinem ve Haydins'in başlattığı yeni mim'in konusu "hayatta var ve yok olunan 10 madde". Nazo'cum da verdiği güzel cevaplardan sonra beni mimlemiş;Yokum:
Ben de çocuklaçocuk'u, Mediatasyon'u ve Enhar'ı mimliyorum...
Geçen sene yazdığım bu yazımda evde nasıl manikür yapılacağını yazmıştım. Yazıda hiç bir değişiklik yok sadece hatırlatma olsun diye tekrar yayınlıyorum...
İnci ve kristalleri dizerek yaptığım bu iki bilekliğimi çok severek kullanıyorum. Çoğu kıyafetle de uyuyorlar. Bazen ikili takıyorum, bazen de 4-5 tanesini yan yana dizerek daha şık bir görünüm elde ediyorum.
Selülit üzerine çok fazla şey yazıldı, çizildi, bir çok araştırma yapıldı. Bana 10 yıl önce kimsenin farkında olmadığı ama son yıllarda oluşan estetik kaygısıyla birçok kadının başlıca "düşmanlarından" biri haline geldi gibi geliyor. Ama tabii git gide daha da hareketsiz hale gelen yaşam biçimlerimizde görülme oranını arttırdı. Tamam, pürüzsüz ve sıkı bacaklar tüm bayanların arzu ettiği bir şey ama sırf selüliti var diye kendine hayatı zindan edenlere gerçekten kızıyorum. Şu bir gerçek ki dünyada ki kadınların %95'inin belli ya da belirsiz, farklı düzeylerde selüliti var. Zaten ilk başlarda selülitinin olması saklanan bir şeyken son yıllarda bir çok Hollywood starı da bu sorunu yaşadığını itiraf etti (mesela Sienna Miller).Neler yapılabilir ( bu aşamada tecrübe ettiğim için kendimin neler yaptığını yazmak istiyorum):
Daha önce de dediğim gibi benimki en baş aşamadaydı o yüzden 2-3 hafta içerisinde sonuç aldım. Zaten harekete geçmemin sabebi de daha fazla ilerlemesini engellemek çünkü eğer daha ileri seviyeye gelirse daha fazla uğraşmanız gerekiyor. Bir de doktorun söylediğine göre eğer çok ilerlemiş yani durduğunuzda bile bariz bir şekilde belli olan selülitleriniz varsa bu söylediklerimin yanı sıra bazı işlemlere de ihtiyacınız oluyormuş.
Eğer bakmak isterseniz ünlülerin selülitleri
Saç bakımıyla ilgili küçük bir ipucu verdiğim yazıma yorum yapan Nalan abla şampuanına çam terebentin kattığını ve çok faydasını gördüğünü yazmıştı. Biz de yıllardır kepek sorunu yaşayan ve bir türlü derdine çare bulamayan kardeşimin şampuanına yazan ölçülerde çam terebentin kattık. Bir hafta gibi kısa bir süredir kullanıyor olmasına rağmen inanılmaz bir şekilde saçında kepekten eser kalmadı, saçları parlamaya başladı ve dökülmeleri azaldı. Tek kötü yanı ise şampuanın kıvamını biraz bozması ve kullanım esnasında az da olsa bir kokusunun olması ama bu koku kesinlikle kalıcı değil. Kullandıktan sonra saçınızda koku kalmıyor. Denememiş olanlar varsa denemelerini tavsiye ederim. Nalan ablaya da verdiği öneriden dolayı teşekkürler :)