31 Mart 2008 Pazartesi

Gül Böreği

Neredeyse herkesin bildiği ve yapımı çok kolay bir börektir Gül böreği. Dün ben patateslisini yaptım. Belki tarifi elinde olmayanlar vardır diye bir de ben yazıyorum. Şimdiden afiyet olsun...

Malzemeler:

  • 3 yufka
  • 4 orta boy patates
  • 1 su bardağı süt
  • 3-4 adet yumurta
  • 1 çay bardağından biraz daha az sıvı yağ
  • Yarım su bardağı su
  • tuz, pul biber, nane.

Yapılışı:

  • Önce patatesleri haslayın. Haşlandıktan sonra ezin ve baharatları ekleyin
  • Yufkaları 4'e bölün
  • 2 yumurta, 1 su bardağı süt, çay bardağından daha az sıvı yağ ve yarım su bardağı süt ile hazırladığınız harcı üçgen şeklindeki yufkalara sürün. Yufkanın geniş kısmına hazırladığınız patates harcını sürün ve rulo yapıp gül şeklini verdikten sonra yağlanmış fırın tepsisine dizin. Aynı işlemi diğer bütün yufka parçaları için tekrarlayın.
  • Hepsini dizdikten sonra böreklerin üzerine yumurta sarısı sürün (sanıyorum 1 veya 2 yumurta sarısı yeterli olacaktır).
  • Önceden ısıtılmış 200 derece fırında pişirin.

KadıncaBlog'da ilgili yazılar:

26 Mart 2008 Çarşamba

Sobelendim :)

Sevgili Ayça beni sobelemiş. İşte harflerin bana çağrıştırdıkları :) :

A: Aşk : söylenecek çok fazla şey yok. Herkesin tarifini farklı yaptığı bir duygu.
B: Blogum : kadincablog'da bir şeyler yazmaktan gerçekten büyük bir zevk alıyorum. Bir şeyler üretiyor ve bunları da sizlere ulaştırabiliyor olmak gerçekten çok hoşuma gidiyor. Bir de normal yaşamda belki de tanışma fırsatı bulamayacağım çok değerli kişilerle tanışıyorum bu vesileyle.
C: Comparative Literature: Mezun olduğum ve mümkünse bir daha okumak istediğim bölümüm.
Ç: Çocuk: Şimdi değil ama bir gün mutlaka çocuğum olmasını istiyorum. Tabiiki Allah hayırlı ve sağlıklısını versin ama içimi de biliyor hayalini kurduğum bir kız bebeğim olması :)
D: Deniz: Beni inanılmaz derecede rahatlatan, Tanrı'nın varlığını bir kez daha hissettiren şey.
E: Benim ve kardeşimin isimlerimizin baş harfi.
F: Foreign Trade Manager: işim bu
G: Gülmek
Ğ: Aklıma bir şey gelmedi desem :S
H: Babamı hatırlattı adının baş harfi olduğundandır. Bir de Huzur diyorum hayattan tek beklentim huzurlu bir yaşam.
I: Islaklık: Hani yazdır denizden çıkarsınız ıslak ıslak havlunuza koşarsınız ya onu çok özledim ben :(
İ: İstanbul Bilgi Üniversitesi: Canım okulumu çok özledim :(
J: Japonya: Ayça'da böyle demiş. Ben de çok isterim gidebilmeyi.
K: Annem: Annemin adının baş harfi.
L: Las Vegas: Eşimin en kısa zamanda gitmek istediği yer...
M: Mailler: Oturup iş için gelecek olan mailleri beklemek çok sıkıcı.
N: Ne zaman yapmak istediklerimi yapabileceğim?
O: Okumak: olmadan olmaz.
Ö: Özlemek: Yazı, denizi, sıcağı, güneşi, tiril tiril elbiseleri özledim ben.
P: Pembe: En sevdiğim renklerden
R: Rasi: Komşu amcamız. Beni duymasın ama pek sevmem :)
S: Seyahat: Bu aralar çok ihtiyacım var bir yerlere gitmeye.
Ş: Şeker: Her çeşitini olmasa da çok severim şekerleri.
T: Tatlı: Belki inanmayacaksınız ama çok düşkün değilimdir. Öyle akşamları yemekten sonra bir porsiyon tatlı alışkanlığım hiç olmadı. Hatta yiyemem tıkanırım. Hele hele şerbetli tatlıları hiç sevmem. Sütlü olanlarını severim ama.
U: Uyku: Beni en çok dinlendiren ve rahatlatan şey. Çok uzun saatler uyuyamam ama 8 saat uykumu almam lazım.
Ü: Sevgilimin adının baş harfi.
V: Ve bu sobenin de sonuna geliyoruz :P
Y: Yaz geliyor diye çok mutluyum ben
Z: Zaman: Gerçekten de Ayça'cım hiç anlayamadığım bir hızla geçiyor zaman.

Biliyorum Lacheen'cim bu aralar çok vaktin yok ama ne cevaplar yazacağını merak ettim ben de seni sobelesem? Bir de tariflerini denemekten büyük zevk aldığım Burçin'i Sobeliyorum ve cevaplarınızı sabırsızlıkla bekliyorum :)

25 Mart 2008 Salı

IstanbulPhoto

I

Biliyorsunuz, milyonlarca blog var. Bunlardan kimileri pek ilgi çekici olmasa da kimileri de hakikaten içeriği kaliteli ve özgün sunumlar yapıyorlar. Bu gün benim tanıtmak istediğim blog'ta aynen öyle. İstanbulPhoto'yu oluşturan Seda İstanbul'u günlük çektiği fotoğraflarla, İngilizce tanıtıyor. Fotoğraf tekniklerine bağlı kalmadan oluşturduğu sade sunumuyla benim favori bloglarım arasında. İstanbulPhoto "City Daily Photo" grubuna dahil ve dünyanın her yerinden bir çok okuru var.
Günlük hayatımız içerisinde olumsuzluklarını daha çok gördüğümüz için İstanbul'un eşi benzeri bulunmayan güzelliklerini bazen unutabiliyoruz ama ben Seda'nın blogunu her ziyaret ettiğimde bu histen kurtulup ne kadar güzel bir şehirde yaşadığımı bir kez daha hatırlıyorum. Bence mutlaka ziyaret edilmesi gereken bloglar arasında: İstanbulPhoto

Çaydanlığınızın içi Kireçlendiyse...

Çok komik evlenmeden önce böyle şeyleri hiç bilmezdim ve açıkçası ilgilenmezdim de :) ama şimdi birileri böyle şeyler konuşuyorsa hemen kulak kabartıyorum ben de bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum :)Eğer sizin de çaydanlığınızın dibi kireç kapladıysa içine su doldurun ve bir avuç limon tuzu atın 10 dakika falan kaynasın. İçinin tertemiz olduğunu göreceksiniz. Bir de eğer demliklerinizin veya termoslarınızın dibi çaydan dolayı karardıysa biraz çamaşır suyu damlatın ve bekletin. Nasıl parlak olduğuna inanamayacaksınız.

Not: Bu arada yeni evlenecek kızlarımıza yani Lacheen, Nazo, Yass ve diğerlerine Jumbo ürünlerini kesinlikle tavsiye ederim. Mutfak eşyalarımdan bir çoğunu bu markadan aldım ve gerçekten çok memnunum. Hem en ufak bir sorunda bile çok yardımcı oluyorlar hem de ürünleri çok kaliteli. Hani büyüklerimiz evladiyelik derler ya aynen öyle :)

Resim Kaynak

21 Mart 2008 Cuma

Yardım Etmek İster misiniz?

Sevgili Hatice 'nin de yayınladığı bu sitede çok kolay bir şekilde aç birini doyurabiliyorsunuz sadece siteyi ziyaret edin ve aşağıdaki butona tıklayın. Her tıklamanızda sponsorlar yemeğe ihtiyacı olan birine yardım sağlıyorlar.

20 Mart 2008 Perşembe

Ekmek Kesem



Yukarıdaki benim ekmek kesem. Bizim evde sepeti koyabileceğim bir yer bir türlü bulamadım. Mutfağım çok geniş değil ve ben de tezgâhın üzerinde çok şey olunca hoşlanmıyorum. Plastik poşetlerde saklamakta hem sağlığa çok zararlı hem de yine görüntü olarak hoşuma gitmiyor. Ben de en sonunda kanaviçeden kese yapmaya karar verdim ve annemin arşivinden küçük çaplı bir araştırma yaptım :) En sonunda yabancı bir dergiden bu örneğe karar verdim. Ölçü ve ip rengi veremiyorum çünkü kumaş daha önceden yaptığımız masa örtüsünden kalan DMC marka bir kumaştı ben de kesmedim. Hatta biraz da büyük oldu. Yan yana üç ekmek koyabiliyorum :) İplerin markası da DMC, onlar da evde olan iplerdi. O yüzden numaralarını hiç bilmiyorum. Kanaviçeyi yaptıktan sonra kesenin ağzına istediğim kalınlıkta antika yaptım ve pembe kurdele geçirdim.
Eğer siz de işlemek isterseniz örneğin paftasını aşağıda veriyorum. Resmi bilgisayarınıza kaydedip print edebilirsiniz.

Not: Bu arada ben de resimleri Lacheen'inden öğrendiğim Picnik.com'la düzenledim. Hem çok pratik, hem de kullanımı çok kolay. İşim çok kolaylaştı :)
KadıncaBlog'da ilgili yazılar:

18 Mart 2008 Salı

Siz de Kıyafet Tasarlayın :)





Artık isterseniz siz de kıyafet tasarlayabilir hatta tasarladığınız kıyafeti satın bile alabilirsiniz :) size de eğlenceli geldiyse mutlaka Styleshake'i ziyaret edin...

Bir Bilgi

Benim de yeni öğrendiğim bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum:
Günümüzde neredeyse herkeste anlam verilemeyen bir yorgunluk, yataktan kalkmak istememe gibi hisler oluyor. Ben de dahil olmak üzere bir çoğumuz doktora gidiyoruz bize bir sürü kan tahlilleri yapılıyor falan filan ve en sonunda tüm tahliller temiz çıkıyor. Doktorlar da hemen bütün anlam veremedikleri hastalıklarda yaptıkları gibi "stresten" teşhisini koyuyorlar. Mutlaka Stresin de çok büyük etkisi vardır bu halsizliğimizin üzerinde ama asıl sebebi farklıymış: Şimdiki binaların hepsi gaz beton denen bir beton türüyle yapılıyormuş. Bu beton yüksek yalıtım özelliğine sahip olduğundan hava geçirmiyor. Bu yüzden Radon Gazı denen bir gaz türünü evin içine salgılıyor. Bu da bizim sabahları yorgun kalkmamıza, kendimizi halsiz hissetmemize neden oluyormuş. Çözümü ise çok basit, her gün ev veya iş yeri olsun mutlaka ama mutlaka her odanın iyice havalandırılması gerekiyor. Artık maalesef tüm yapılarda kullanılar bu beton türünden kurtulmamız pek mümkün değil ama en azından bize olan etkisini en aza indirgeyebiliriz.

Resim Kaynak

14 Mart 2008 Cuma

Book Crossing Hakkında...

Book crossing yani kitap transferi bildiğim kadarıyla uzun yıllardır bazı ülkelerden uygulanan bir sistem. O zamanlar okuduğunuz kitabı cafede, metroda otobüste vs. bırakıyordunuz. Kitabı bulan ve okumak isteyen kişi alıyor ve okuduktan sonra aynı şekilde sistem ilerliyor. Böylece kitap kişiden kişiye, şehirden şehire ve hatta ülkeden ülkeye gezmiş oluyor. ilk duyduğumdan itibaren çok hoşuma gitmiştir bu sistem ama Türkiye'de o zamanlar bunun işlemesi pek mümkün görünmemişti bana çünkü o yıllarda kitaplara şimdiki kadar değer verilmiyordu. Muhtemelen bırakılan kitabı kimse almayacaktı ve hatta temizlik görevlisi çöpe atacaktı :))

Ama şimdi değişti ve book crossing yaygınlaşmaya başladı. Okuduklarımdan anladığım kadarıyla sistem aynen işliyor sadece ek olarak kitabın içerisine sıra numarası, şehir ve tarih not olarak düşülüyor. Böylece sizden önce kim okumuş bu kitap nerelere gitmiş gelmiş biliyorsunuz.

Açıkcası çok hoşuma gitti bu uygulama. Birinci sebebi: genel olarak ikinci eli sevmesem de kitapta tam bir eskiciyim :) O kitabın okunmuş ve hatta üzerine küçük notlar düşülmüş olması çok hoşuma gider. Bir de yıllanmış bir kitapsa değmeyin keyfime :)
İkinci sebebi ise: Malum ülkemizde gizliden gizliye ilerleyen bir kriz var. Bir çok kişi maddi sıkıntı içerisinde. Zaten kitapların fiyatları da bence gereğinden fazla yüksek. Hal böyle olunca insanlar kitap alma işlerini minimuma indirebiliyorlar. Böylece daha fazla okur, daha çeşitli kitaplar okuyabilir ve belki de ülkemizde kitap değerini bilme alışkanlığı daha yaygınlaşabilir.

Daha fazla bilgi için BookCrossing.

KadıncaBlog'da ilgili yazılar:
Elektronik Kitap

11 Mart 2008 Salı

İşte Ünlülerin Selülitleri :)







Resimlerini bu siteden aldığım ünlüler insanı görünce hayrete düşürüyor. Zaten hep düşünmüşümdür o kadar alkol ve düzensiz yaşamda nasıl onlarda bu selülitler oluşmuyor diye. Meğer oluşuyormuş :) Gerçi bazıları güneşin dik açıyla gelmesinden dolayı oluşmuş gibime geldi. Daha fazlası için siteyi ziyaret edebilirsiniz...

Calvin Klein Saatleri ve Stili










Calvin Klein'ın tarzını çok seviyorum. Sade, düz ama asil ve şık. Özellikle bu aralar saatlerine takmış durumdayım. O kadar güzel modelleri var ki. Bence sade olmalarının yanı sıra bir o kadar farklılar. Diğer bir çok saat firması aynı tarz ürünler üretirken CK mutlaka ayrıntıda gizli bir farklılık yaratıyor. En kısa zamanda hangisine olduğuna karar verebilirsem mutlaka kendime bir tane alacağım. Resimlerde bulamadığım daha bir çok farklı modeli saatçilerde bulmak mümkün.


CK yeni yüzü olarak Fergi'yi seçti. Bence sanatçı Grammy ödüllerinde giydiği Sarı straplez elbisesiyle bir çok kişiyi büyüledi.



KadıncaBlog'ta ilgili yazılar:

Beyaz Elbise Giymeyi Özledim - Marchesa

Scarf Dresses

Gelinlik Modelleri - Rivini

Günlük Portföy Modası

Resimler Kaynak, Kaynak

09 Mart 2008 Pazar

Cranberry Juice

Uzun zamandır üriner sistem iltihabı çekiyorum. Yüksek mg'lı antibiyotikler kullanmış olmama rağmen maalesef bir sonuç alamadım. Tetkiklerim halen devam ediyor. Ben hastanelere gidip tahlil yaptırmaktan ne kadar nefret etsem de maalesef her seferinde bir sürü tahlil yaptırmak zorunda kalıyorum.

Dediğim gibi tahlillerim devam ediyor ama benim size anlatmak istediğim konu başka. Doktorum bana bir tavsiyede bulundu: Cranberry Juice. Cranberry bir meyve adı. Özellikle Amerika'da kadınlar üriner sistem enfeksiyonlarından kurtulmak için bu meyve suyunu kullanıyorlarmış. Bildiğiniz bizim kayısı suları gibi marketlerde satılan bir ürün. Maalesef ne Cranberry ne de meyve suyu Türkiye'de satılmıyor ama Solgar ve GNC bitkisel hap şeklinde Türkiye'de satışa sunmuşlar. Eğer son yaptıracağım tahlil sonucunda da kötü bir şey çıkmazsa bu hastalıktan kurtulmak için doktorumun tavsiyesiyle bu bitkisel hapa başlayacağım ( bitkisel olması çok hoşuma gidiyor :) ).

Normalde ilaç adı vermemeye dikkat ediyorum ama bu ürün tamamen bitkisel olduğu için ve reçetesiz olarak satılabildiği için gönül rahatlığıyla isim verebiliyorum. Eğer siz de bu tür sorunlar yaşıyorsanız tabii ki öncelikle doktorunuza gidip tüm tetkikleri yaptırın ama eğer sonuçlar temiz çıkıyorsa ve allah korusun ama kötü bir hastalığa rastlanmıyorsa yine doktorunuza danışarak bu bitkiyi hap olarak kullanmakta fayda var diye düşünüyorum.


Resimler Kaynak

07 Mart 2008 Cuma

Beyaz Elbise Giymeyi Özledim...

Tam havalar düzelmeye başladı, bahar geliyor renkli kıyafetlerimi giyebileceğim derken bu sabah yine serin havayla kalktık. Elim hep beyaz elbiselerime, pantalonlarıma ve eteklerime gidiyor.


Marchesa'nın bu 4 beyaz elbisesini beğendim. Uzun olan gelinlik gibi :)


İlgili Yazılar:

06 Mart 2008 Perşembe

Uzundur Yoktum ve OfisteYoga

Tam bir haftadır çeşitli nedenlerle yazamıyordum bloguma. Çok garip ama bir iki gün idare edebilsem de bu süre uzayınca kendimi rahatsız hissetmeye başlıyorum. Sanki hayatımda hep blog vardı :) Neyse başınızı çok ağrıtmadan beni en çok mutlu eden konuya geleyim :

Belimde büyük olmasada beni zorlayan bir rahatsızlığım var. Aslında uzun saatler hareketsiz bir şekilde ofiste masa başında oturmam yasak ama maalesef mecbur kalıyorum. Ne kadar ofis içinde tur atmaya çalışsam da yeterli gelmiyor. Uzundur neden ofiste çalışırken yapabileceğimiz hareketler bulmuyorlar diye düşünüyordum. Günde 2 kere masa başında 10 dakikamı ayırarak yapabileceğim hareketler olsa keşke diyordum ki sevgili Aslı'nın blogunda bu linke rastladım. Ofiste yapılabilecek yoga hareketlerini gösteriyor. Süper bir şey. İki gündür düzenli olarak yapıyorum ve resmen yaptıktan sonra yenilenmiş hissediyorum ( zaten yoganın en çok bu yönünü seviyorum. Normalde de yaptıktan sonra yorgunluk yerine yenilenme, rahatlama ve enerji dolma hissi bırakıyor bende). Benden söylemesi sizde benim gibi sürekli oturmaktan rahatsız oluyorsanız mutlaka denemelisiniz :)

Resim Kaynak.


İlgili Yazı:
Hem Ruhunuzu Dinlendirin Hem Güzelleşin