30 Kasım 2007 Cuma

Unicef'ten Hediyelikler






Yılbaşının yaklaştığı zaman herkeste bir hediye çılgınlığıdır başlıyor. Aslında böyle günlerde hediye alımını çok tasvip etmesem de kimi zaman bana gelen hediyelere karşılık olarak kimi zaman da bu heves dalgasına katılarak ben de maalesef hediye alıyorum. Doğum günlerinin, anneler gününün ve babalar gününün haricindekileri hediyelerle kutlama fikri bana çok mantıklı gelmiyor. Zaten ben şahsen her özel günde birine bir şey almaya kalktığım zaman bir süre sonra tıkanıyorum çünkü o kişiye alınacak tüm özel şeyleri almış oluyorum. Bu seferde sırf hediye almış olmak için özelliği olmayan şeyler almaya başlıyorum.

Böyle düşünürken aklıma birden Unicef geldi. Bu sene hediye alırken hem de çocuklara yardım edebilme fikri hoşuma gitti. Bu hevesle web sitesini ziyaret ettim. Ben sadece kart çeşitlerine ulaşabileceğimi sanırken ne kadar çok ürünleri olduğunu da görmüş oldum. Bence siz de bir daha düşünün. Alışveriş merkezlerindeki o hediyeleri almaktansa bu sene Unicef'teki hediyeliklerle hem yakınlarınızı hem de yardıma ihtiyacı olan çocukları sevindirseniz daha iyi olmaz mı?

Online alışveriş yapmak isterseniz: Unicef Türkiye e-shop
Unicef kartlarını ve hediyelik eşyalarını çarşıda nerelerde bulabileceğinizi öğrenmek için buraya tıklamanız yeterli.
Unicef kart ve ürün kataloğunun adresinize gelmesini veya bilgisayarınıza yüklemek isterseniz buraya tıklayın.

29 Kasım 2007 Perşembe

Güneşten Korunma...

Bütün dermatologlar cildimizi yaz - kış güneşten korumamız konusunda hemfikirler. Güneşin cilde verdiği zararlar konusunda her gün yeni bir yazı daha yayınlanıyor. Ben de bundan bir kaç hafta önce güneşin zararlarını açık bir şekilde anlatan medikal estetik uzmanı Cansel Yeni'nin röportajını yayınlamıştım. Tekrar okumak isterseniz buraya tıklamanız yeterli.

Bundan bir kaç sene evvel cildimdeki bazı problemlerden dolayı bir dermatologa gitmiştim. Doktorum beni güneş konusunda ciddi bir şekilde uyarmıştı. O zaman bana verdiği kremleri ve ilaçları çok düzenli kullanıyordum. Cildimin nasıl güzelleştiğini, parladığını ve siyah noktadan eser kalmadığını anlatamam. Bana tavsiye ettiği ürünler arasında Avéne'in güneş koruyucusu da vardı. Her iki saatte bir yenilemem gerekiyordu ama tabii bütün gün iş yerinde oturuyorsanız buna gerek yok. Sadece dışarı çıkarken sürmeniz yeterli.

Bazı nemlendiricilerin içerisinde de koruma faktörü vardır ama bunların bir faydası yok çünkü güneş koruyucusu cildimizde iki saat aktif olarak kalabiliyor. O yüzden 2 saatte bir yenilememiz gerekiyor. Eğer yüzünüze renk gelmesini de istiyorsanız Avéne'in güneş koruyucularının renklendiricili olanları da var (hatta doktorum ondan kullanıyordu).

Cildimiz mutlaka bir gün yaşlanacak ama henüz gençken ne kadar yatırım yaparsak ilerde de o kadar sağlıklı bir cildimiz olur.

25 Kasım 2007 Pazar

Maskülen Giyime Örnekler...



Bir kaç haftadır hayatım o kadar yoğun ve düzensiz ki kendimle ilgili hiç bir şeye vakit ayıramaz oldum. Bu hafta çok fazla yapmak istediğim şey vardı artık haftaya kaldı. Aslında bu durum biraz yordu beni ama umarım bundan sonra dinlenmeye ve kendime vakit ayırabilirim.

Aşağıdaki resimlerde maskülen tarza örnek olarak koyuyorum. Ben aslında erkeksi tarzı çok sevmem. Kadın daha narin giyinmeli diye düşünüyorum ama bu üç kişide kendine çok yakıştırmış.
not: resimler people'dan alıntıdır.

20 Kasım 2007 Salı

Zara Home

Zara Home mağazasını çok seviyorum çünkü çok sade ve kaliteli ürünleri var. Her girdiğimde mutlaka bir şeyler alırım. Bir de çoğu ürünleri el yapımı olduğu için annemle birlikte gittiğimizde mutlaka oradan yeni fikirler alırız. Buna örnek olarak bir tane bebek battaniyesi ve onun minderinin yakından çekilmiş fotoğraflarını koyuyorum. Eğer siz de tığ işi biliyorsanız bu fotoğraflardan kolayca örneğini çıkarabilirsiniz.


16 Kasım 2007 Cuma

Sınava giriyorum....



Hayatta beni en mutlu eden şeylerden biri öğrencilik. Üniversite yaşamı, dersler, ödevler, araştırmalar... Bunun sebebi belki mezun olduğum bölümü ve hocalarımı çok seviyor olmamdandır. Bir sene önce mezun oldum ve hemen çalışmaya başladım yani o zamandan beri okul yaşamından uzağım. Seneye mastera başlamayı planlıyorum. Pazar günü de Ales'e gireceğim. Çalışmayı son ana bıraktığım için bu ara biraz telaşlıyım o yüzden bir kaç gündür yazı yayınlayamıyorum. Pazartesi günü görüşme dileğiyle :) ....

13 Kasım 2007 Salı

Jessica Biel ve "Effortless" Moda


Biliyorsunuz bu sene moda "effortless"; yani eforsuz. Altı çizilmemiş bir özenle giyinmenizi gerektiriyor. 80'lere tezat bir moda. Özenle seçilmiş kıyafetinizi giydikten sonra saçlarınızı hafif dağınık bırakmanız ve doğal tonlarda yapılan bir makyaj yeterli. Yani bakımlı olacaksınız ama saçınıza, makyajınıza özendiğinizi çok da belli etmeyeceksiniz. En önemli ayrıntılarından biri de her giydiğinize kendinizden bir yorum katmanız. Bu akımın öncüleri Kate Moss, Mary Kate Olsen, Sienna Miller ve Kirsten Dunst gibi gösterilseler de bence en güzel örneklerinden biri de Jessica Biel. Tüm resimlerinde gayet doğal ama bir o kadar da şık gözüküyor. Yani ben buradayım, bakın nasıl da giyinip kuşandım diye insanın gözüne batmıyor. Gizli bir şıklık, seksilik ve doğal bir güzellik taşıdığını baktıkça anlıyorsunuz. Onun bu doğal güzelliğinin formülü ise:
Saten gibi parlak bir cilt + Şeftali tonlarında allık + Şeffaf ruj = Doğal ve hoş görünüm.

12 Kasım 2007 Pazartesi

Dekorasyon Önerileri - Mastro Raphael




İtalyan Mastro Raphael'in maalesef Türkiye'de şubesi yok ama websitesinden evinizin renk uyumlarıyla ilgili fikir edinebilirsiniz. Soft renkleri sade tasarımlarla birleşitirmişler. Renkleri kullanım şekilleri insanın içine huzur veriyor.
Buradan da incelemek için kataloglarının olduğu sayfaya ulaşabilirsiniz.

09 Kasım 2007 Cuma

Eyeliner nasıl sürülür?


60'lı yılların makyajını çok beğenirim. Pembe bir allık, doğal görünümlü bir ruj, rimel ve ince bir eyeliner'la belirginleştirilmiş gözler... Bence eyeliner eğer yakışan kişiye ince çizgi halinde, abartmadan sürülürse çok hoş duruyor. Instyle dergisinde kolayca nasıl sürüleceği anlatılmış ben en kısa zamanda deneyeceğim. Belki siz de denemek isteyebilirsiniz diye size de yazıyorum:

Makyöz Çiğdem Yartaşı eyeliner sürmenin ilk başlarda biraz zor olmasına rağmen pratik yapıldıkça elin alışacağını söylüyor. Yartaşı " eyeliner'ın göz kapağında dağılmaması için ilk yapmanız gereken biraz pudra ya da toz far sürmek. Eğer eliniz kalem çekmeye alışkınsa önce göz kapağınıza ince bir kalem çekin. Daha sonra bu çizginin üzerinden geçerek eyeliner sürmeyi deneyin" diyor. Yartaşıi eyeliner'ı kolayca sürebilmek için göz kapağının bir ucundan diğer ucuna tek hamlede sürmek yerine önce ortasından dışına doğru ince bir çizgi çekmeyi öneriyor. Daha sonra gözün iç kısmından ortasına doğru çizgi çekerek eyeliner'ı tamamlamamızı öneriyor.

Eğer uygulamalı olarak görmek isterseniz eyeliner'ın nasıl sürüleceğini gösteren bir video buldum. Ona da buradan ulaşabilirsiniz.

Estée Lauder Illusionist Intense Maskara

Daha önce de bahsettiğim gibi çok makyaj yapan biri değilim. Zaten yaptığım zamanda makyajım allık, göz kalemi, rimel ve dudak parlatıcısından ileri gitmez. Fakat kullandığım malzemelerin kaliteli ve kullanışlı olmaları benim için çok önemli. Özellikle de maskara. Topaklanmış ve bir araya toplanmış kirpiklerin hiç hoş durmadığı konusunda büyük çoğunluğun benimle hemfikir olduğunu sanıyorum. Estée Lauder'ın maskarası bu sıkıntıları ortadan kaldırma konusunda çok başarılı. Sürerken kirpiğinizde hiç bir kalıntı bırakmadığı gibi kirpiklerinizi tek tek ayırıyor. Ayrıca kıvrıklık sağladığı için de kıvırıcı kullanmanıza gerek kalmıyor. Denemenizi tavsiye ederim.

07 Kasım 2007 Çarşamba

Medikal Estetik Uzmanı Cansel Yeni'den Güzellik İçin Çok Önemli Tavsiyeler.

Madam Figaro dergisi Kasım sayısında Kardiyolojide uzmanlaşmasına rağmen kariyerini tıbbın en sevdiği alanı olan medikal estetikte devam ettiren Cansel Yeni’ye yer verilmiş. Güzellik kavramını açıklama şeklini sevdiğim ve cilt bakımı hakkında önemli bilgiler verdiği için röportajının bir kısmını sizinle paylaşmak istedim:

Madam Figaro: Kliniğe gelen kadın ve erkekler nasıl bir psikolojik durumda oluyorlar?
Cansel Yeni:
Kadın ya da erkek kapıdan giriyor, morali bozuk, kendinden memnun değil, kendiyle barışmaya ihtiyacı var. Cildinin daha temiz, daha parlak olduğunu, kırışıklıklarının biraz daha azaldığını gördüğünde bu o kişi için bir tür terapidir. Birçok kadın aynaya baktığında kendini genç görmek istiyor. Bu kötü ya da karalanacak bir şey değil. Bir sokaktan geçtiğinizde eğer o sokak bakımlı ve hoşsa bayılıyorsunuz ama bakımsız bir sokaksa, isterse şehrin en güzel yerinde olsun bir daha o sokaktan geçmek istemiyorsunuz.

M.F. : Ama hep 30 yaşında görünemeyiz. Genç görünme arzusunun da bir sınırı olması gerekmez mi?
C.Y. :
Bu patolojik bir durum. Bundan biz de korkuyoruz. Bazen duyarsınız: Filanca kişi gençlik hastalığına tutulmuş diye… Bu durumlarda risk altında olan kişiler aslında doktorlar. Böyle bir hasta geliyor ve sürekli onu daha genç göstermenizi bekliyor. Artık isteklerini yapmadığınız ya da yapamadığınız zaman sizden daha kötüsü yok. Bu grup hasta bizim en korktuğumuz ve uzak durmaya çalıştığımız hasta grubu. Güzellik ve gençlik sonsuza kadar devam etmiyor. İnsanın bir süre sonra kendini zamana bırakması gerekiyor.

M.F. : Gelen her hastayı kabul ediyor musunuz?
C.Y. :
Hasta konusunda çok seçiciyim. Herkese her şey yapılmaz. Güzellik o kadar kolay alışılan bir şey ki… Benim işim gelen hastanın dış görüntüsünü düzeltmek. Ama bunu hastanın kendisi için yapıyorum. O mutlu olsun diye. Yoksa çevresi ya da eşi için kendini değiştirmek, genç görünmek isteyen hastalarıma, karşı tarafın bu değişime kısa sürede alışacağını ve artık bunun bir anlamı kalmayacağını anlatıyorum. İnsanları etkilemek için güzellikten çok kişilik önemli. Siz estetik yaptırıp, güzelleşip bütün gün evde oturuyorsanız, alışveriş yapmaktan başka bir uğraşınız yoksa karşı tarafı etkilemeniz çok zor. Tabii ki kendinizi bırakmayacaksınız, fiziğinizle, kendinizle ilgileneceksiniz. Yoksa kendinize olan saygınızı kaybedersiniz ama her şeyin dış güzelliğe bağlı olduğunu da düşünmemek gerekiyor.

M.F. : Cildimizin genç ve kaliteli kalmasını sağlamak için neler yapmamız gerekiyor?
C.Y. :
Temiz ve sağlıklı cilt güzelliğin en temel unsurudur. Bana gelen hastaların güneşe çıkması yasak. İnsanlar hep yanık tenin daha hoş göründüğünü düşünürler. Oysa bu doğru değil. Tarih boyunca güzelliği ortaya çıkaran beyaz ten rengi kabul edilmiş. Yanık ten aslında cilt isyanıdır. Cilt o kadar çok bağırıyor ki beni kurtarın diye, alttaki pigmentlerini kendini korumak için dışarıya yolluyor. O pigmentler dışarıya çıktıkça nedense insanlar güzel olduklarını düşünüp seviniyorlar. Elbette ilk bronzlaşma anında cilt gerilir, parlar çünkü cildimiz ödem toplamıştır. Sonra ciltte yavaş yavaş ince kırışıklıklar ortaya çıkar. Bir insan cildini bozmuşsa onu düzeltmek çok zor. Tabii ki her insanın birkaç tane lekesi olabilir ama korkunç bir güneş yanığı ve her yeri lekeler içindeki bir cildi düzeltmek çok zor.

M.F. : Cilt sağlığını korumada yaşam düzeni ve uyku düzeni ne kadar önemli?
C. Y. :
Karanlık odada kaliteli bir uyku büyüme hormonu salgılanmasını sağlıyor. Her gün 10 saat uyurum. Cumartesi öğleden sonra eve giderim ve pazartesi sabahına kadar evde meyve yerim. Böylece bir tür detoks yapmış oluyorum. Spor da çok önemli. Özellikle menopoz çağına gelen kadınların kemik yapılarının düzgün olmasında pilatesin büyük yararı var.

M.F. : Cilde dışarıdan nasıl bir bakım uygulamak gerekir?
C.Y. :
Bir doktor olarak cilde 20 – 30 farklı ürün sürülmesine karşıyım. Hastalarıma tek bir nemlendirici kullanmalarını öneriyorum. Bu nemlendiricide kişiye özel, cildin neye ihtiyacı varsa ona göre seçilmiş olmalı. Kozmetik sektörünün çok içinde biri olarak göz, dudak, boyun için ayrı, gece gündüz için ayrı kremlerin kullanılmasını yanlış buluyorum. Gözaltı biraz hassas bir bölgedir, çok yağlı krem kullanılamaz. Ama aynı şey tüm cilt için de gerekli. Cilt için yağ değil nem önemli. Yağ dediğimiz şer parafindir ve bu da cildin gözeneklerini kapatır. Nem cilde bir bariyer oluşturur ve bu bariyer cildin dış etmenlerden korunmasını sağlar. Dışarıdan verilen nemin cilde öyle aman aman bir katkısı olmaz. Önemli olan bol su içerek cildin ihtiyacı olan nemin içeriden sağlanmaktır.

M.F. : “Şu kremi sürdüm göz etrafımdaki kırışıklıklarım açıldı” derler bu mümkün müdür?
C.Y. :
Bunun bir mantığı yok. Krem kırışıklıkları açacak kadar cildin alt tabakalarına işliyorsa beraberinde tozu ve kiri de götürüyordur. Cilt o kadar kendini koruyan bir organ ki dört ayrı tabakadan oluşuyor. En üstteki tabaka ölü tabakadır. Bu ölü tabakaya krem sürmek sadece cildin daha parlak olmasını sağlar. Yoksa cildin yapısını etkileyemez. Çok yağlı bir krem kullanırsanız, bu tabakadaki gözenekler kapanır ve cilt kendi yağını dışarı atamaz ve akneler oluşur.

M.F. : Cildi temizlerken nelere dikkat etmek gerekir?
C.Y. :
Cildin kendi PH’sı var. Gün içinde cildiniz bazen yağlanır. Burada cilt PH dengesinin bozulduğunu fark eder ve yağlanarak bu dengeyi geri sağlar. Cilt kendine has bir asit – baz dengesinden oluşuyor ve bu denge bakterilerin oluşumunu engeller. Cildinizi normal el sabunlarıyla yıkadığınızda bu dengeyi bozarsınız. Bu denge bozulursa cildin bir kısmı kurumaya başlarken T bölgesi dediğimiz alın, çene ve burun da yağlanmaya başlar. Bunun nedeni cildin kuruyan alanları kendi kendine nemlendirmeye çalışmasıdır. Bu nedenle sabah uyandığınızda burnunuzdaki yağı tüm cildinize yayın ve cildinizi sonra yıkayın. Bu sizin doğal nemlendiricinizdir. Biz bozmadığımız takdirde cilt kendi kendini düzenleyecek yetenektedir.

M.F. : Botoks gerçekten mucize bir buluş mu?
C.Y. :
Botoks kendi başına bir işlem. Yaptığım ve gördüğüm hastalara baktığımda botoksun en kolay ulaşılabilir güzeliği sağladığını görüyorum. Çünkü botoksta aslında hiçbir şeyi değiştirmiyoruz, yüzün doğal şeklini bozmuyoruz. Aynı kalıyorsunuz ama daha genç görünüyorsunuz. Önemli olan botoksun doğru uygulanması. Cildin esnekliğini korumak gerekiyor. Fazla uygulatıp cildi gereğinden fazla gererseniz o zaman yapay durur. Botoks ile üç ay sonra eski halinize dönersiniz. Doğru ellerde botoks sadece kırışıklıkların arasını açmak için kullanılır, yoksa bir mimiği değiştirmek için değil.

06 Kasım 2007 Salı

Gap marka kazağı örme tekniği


Bu kazağı Gap'in mağazasında görmüştüm. Türkiye'de ki satış fiyatı 119,95 YTL.



Bu hırka ise Kartopu'nun örnek kitabından. Ne kadar çok birbirlerine benziyorlar değil mi? Hatta bence hırka hali daha güzel ve şirin olmuş. Eğer örmek isterseniz aşağıda nasıl öreceğinizi yazıyorum:

Malzemeler: Kartopu - Mona / Renk: 035 (tek kat) 100gr * 8 , 7 nr. şiş

Robadaki Model: Aşağıda çizimi bulunan modelden 12 adet uygulayın.

Ön ve Arka Beden: Modelli parçadan 112 ilmek çıkarın. Sadece sağ ve sol başta 4'lü, kalan bölümde 6'lı saç örgüsü uygulayın. Saç örgülerin aralarındaki 1 ilmek ters örgüyü ilk 5 sırada arttırmayın. Daha sonra 5, 8, 22, 37, 50 ve 67. sıralarda saç örgünün hem sağ hem de solundan birer ilmek artırarak devam edin. Son sıranın ilmek sayısı 232 olacak.

Kol: 12 model örerek oluşturduğunuz parçanın sağ ve solundan, 25. sıradan itibaren kol için 46'şar ilmek çıkarın. 2 adet 4'lü saç örgüsü ile başlayıp, 1 adet 6'lı saç örgüsü ile devam edin ve 2 adet 4'lü saç örgüsü ile bitirin.

Yaka: Robadaki modelden 98 ilmek çıkarıp haraşo örün. İlk 5 sırayı kesmeden devam edin. Farklı yerlerde olmak üzere, 6. sırada 6 ilmeki 8. sırada 4 ilmek, 10. sırada 5 ilmek kesin. 5 sıra daha kesmeden örüp yakayı kapatın. Yaka kenarında kalan ilmek sayısı 83 olacak.





05 Kasım 2007 Pazartesi

Sephora

Türkiye'de ki ilk mağazası İstinyepark'ta açılan Sephora'yı geçenlerde keşfettim. Çok güzel bir mağaza. Makyaj malzemesinden cilt bakımına kadar ihtiyacınız olan her şeyi bulabilirsiniz. 100'e yakın farklı markanın yanı sıra Sephora marka ürünleri de satıyorlar. Kaliteli ürünlere benziyor ama henüz kendi markasından bir ürün kullanmadım. Görmeye ve denemeye değer diye düşünüyorum.


Örneğin yandaki makyaj paleti Sephora'nın kendisine ait. Web sitesindeki fiyatı $48 (Türkiye'de ki fiyatını bilmiyorum). Bence fiyatı makul çünkü hem buna benzer ürünler çok daha pahalıya satılıyor hem de bu kadar ürünü tek tek almaya kalksanız kaç katını ödeyeceğinizi siz düşünün artık :)




Çok makyaj yapan biri değilim ama bu resimdeki makyajı çok beğendim. Yine Sephora marka ürünlerle yapılmış ve web sitesinde adım adım nasıl yapabileceğinizi anlatıyor. Eğer eliniz biraz yatkınsa sizde evde kendiniz yapabilirsiniz. Burada da başka makyaj örneklerini görebilirsiniz.

Oriflame - Üzüm özlü antioksidan temizleyici


Sonunda blogla ilgili sorunumu hallettim ve geri döndüm :) Yine bir öneride bulunmak istiyorum; Oriflame'in %100 üzüm çekirdeği özlerinden ürettiği yüz temizleme jeli. Uzun zamandır hiç bu kadar güzel bir temizleme jeli kullanmamıştım. Yüzünüzü yıkadığınız anda bir ferahlık hissi kaplıyor. Beni en çok cezbeden ikinci özelliği de %100 doğal olması. Az önce oriflame'in sayfasından bu ayki fiyatına baktım 15,00ytl.

Blogumla ilgili :(((

Merhabalar,

Blogumun ayarlarına bir şeyler oldu ve maalesef düzeltemiyorum. En kısa sürede düzeltip tekrar yazabilme dileğiyle :(((