İnci ve kristalleri dizerek yaptığım bu iki bilekliğimi çok severek kullanıyorum. Çoğu kıyafetle de uyuyorlar. Bazen ikili takıyorum, bazen de 4-5 tanesini yan yana dizerek daha şık bir görünüm elde ediyorum.
14 Mayıs 2008 Çarşamba
İnci ve Kristal Bileklik
08 Mayıs 2008 Perşembe
Biraz Oyun :)
07 Mayıs 2008 Çarşamba
Selülit İzlenimlerim
Selülit üzerine çok fazla şey yazıldı, çizildi, bir çok araştırma yapıldı. Bana 10 yıl önce kimsenin farkında olmadığı ama son yıllarda oluşan estetik kaygısıyla birçok kadının başlıca "düşmanlarından" biri haline geldi gibi geliyor. Ama tabii git gide daha da hareketsiz hale gelen yaşam biçimlerimizde görülme oranını arttırdı. Tamam, pürüzsüz ve sıkı bacaklar tüm bayanların arzu ettiği bir şey ama sırf selüliti var diye kendine hayatı zindan edenlere gerçekten kızıyorum. Şu bir gerçek ki dünyada ki kadınların %95'inin belli ya da belirsiz, farklı düzeylerde selüliti var. Zaten ilk başlarda selülitinin olması saklanan bir şeyken son yıllarda bir çok Hollywood starı da bu sorunu yaşadığını itiraf etti (mesela Sienna Miller).
44 kilo olmama rağmen bu kış ilk kez ben de selülitle tanıştım. Gerçi benim ki farkedilmeyen boyutta yani çok başlangıç aşamasındaydı ama itiraf etmek gerekirse o bile canımı sıkmaya yetti. Aynaya baktığımda gördüğüm o iki çukurcuk acaba bunlar ilerler mi diye endişe etmemle harekete geçmemi sağladı. Sanırım doğru yolda ilerliyorum çünkü aynada onları görememeye başladım :)
Önce selüliti araştırma (Dermatologumla konuştum ve internetten araştırdım) aşamasıyla başladım. İşte elde ettiğim temel bilgiler:
- Selülit genetik bir durum. Eğer annenizde veya anneannenizde varsa sizde olma olasılığı da çok yüksek.
- Kan dolaşımının yavaşlaması ve vücudun fazla su tutmasıyla oluşuyor. Kan dolaşımının yavaşlamasından kaynaklandığının ispatı olarak selülitli bölgelerinize dokunun diğer bölgelere göre daha soğuk olduğunu fark edeceksiniz.
Neler yapılabilir ( bu aşamada tecrübe ettiğim için kendimin neler yaptığını yazmak istiyorum):
- Öncelikli amacınız kan dolaşımını hızlandırmak olmalı. Selülitle savaşta bu çok önemli.
- Mutlaka hareket etmelisiniz. Maalesef oturduğunuz yerden çok su da içseniz veya bilinen başka yöntemleri de deneseniz bununla baş edemiyorsunuz. Ben daha önce de bahsettiğim gibi yüzmeye başlamıştım ama maalesef tembelliğimden dolayı iki kere gittikten sonra bıraktım. Şimdi tekrar yüzüyorum. Bildiğiniz gibi yüzme esnasında vücuttaki kan dolaşımı 4 kat hızlanıyor ve eğer ki başlangıç seviyesinde selülitleriniz varsa bu bile tek başına yeterli. Yüzme imkânınız yoksa eşofmanlarınızı giyin ve yürüyün. En masrafsız ve sağlık için en faydalı sporlardan biri.
- Artık hem sağlık için hem de hareket edebilmek adına 7. kattaki evime çıkabildiğim her zaman merdivenle çıkıyorum.
- Duşta ılık suyla yıkanırken en son çıkmadan önce birden suyu buz gibi yapın ve sorunlu bölgeye tutun. Bu da kan dolaşımını hızlandırma da birebir.
- Çok bol su için ki vücudun tuttuğu suyu atabilin.
- Bir fırça veya kese yardımıyla cildiniz kuruyken kalp yönüne doğru vücudunuza sürün. Bu işlem de kan dolaşımını hızlandırmak için ve bildiğim kadarıyla vücudun sıkılaşmasına da faydası var.
Daha önce de dediğim gibi benimki en baş aşamadaydı o yüzden 2-3 hafta içerisinde sonuç aldım. Zaten harekete geçmemin sabebi de daha fazla ilerlemesini engellemek çünkü eğer daha ileri seviyeye gelirse daha fazla uğraşmanız gerekiyor. Bir de doktorun söylediğine göre eğer çok ilerlemiş yani durduğunuzda bile bariz bir şekilde belli olan selülitleriniz varsa bu söylediklerimin yanı sıra bazı işlemlere de ihtiyacınız oluyormuş.
Eğer bakmak isterseniz ünlülerin selülitleri
Mal beyanı / Mimmm
Laçin'cim beni mal varlığı konusunda mimlemiş. İşte mal beyanım :
Ailem: Annem, babam, kardeşim ve eşim. Onlarsız bir yaşam düşünemiyorum, düşünmekte istemiyorum. Allah huzur ve sağlık içinde uzun bir yaşam versin hepsine...
Sağlığım: Son yıllarda ortaya çıkan bir sürü hastalıktan ve tabiri caizse her evde bir kanserli hasta vakası yaşanır olmaya başladıktan sonra, hem kendimin hem de ailemin sağlığı için daha bir şükreder oldum. Allah hasta olan kim varsa da bir an önce şifasını versin...
Dostlarım: Her önüne gelene dost diyebilen biri değilim. Emek harcanan, güven oluşturulan ve sevgi beslenen ilişkiler dostluk mertebesine ulaşır benim için. Arkadaş ve dost ayrımını da çok kullanırım o yüzden. Az dostum vardır ve onlar kendini biliyor. Buradan saymama gerek yok sanırım :)
Fotoğraflarım: Laçin gibi ben de çok önem veririm fotoğraflara. Yıllar geçtikçe, anılar biriktikçe daha da önemli hale geliyor.
Birikimlerim: Gezdiğim - gördüğüm yerler, yediklerim - içtiklerim, okuduğum - izlediğim şeyler ve tanıştığım - sohbet ettiğim kişiler.
Kitaplarım: Daha önce de bir iki kere yazdığım gibi Karşılaştırmalı Edebiyat mezunuyum. Okuduğum bölüm nedeniyle sevmedim ben kitapları. Küçüklüğümden beri bir an olsun elimden düşmediler. Okumayı söktüğümde annem bana ilk kitaplarımı (Heidi ve Küçük Kemancı) hediye ettiğindeki heyecanımı hala unutamam. Sevdiğim yazarın kitabını elime aldığımda heyecanlanırım, sayfalarına dokunurken içim erir ve kokusunu içime çekmek hoşuma gider. Okuduğum bölüm bana çok şey öğretti. Edebiyatı, tarihi öğrenmedim sadece hayata karşı çoğu kişiden farklı bakabilmeyi öğrendim. Hocalarım Nazan Aksoy, Jale Parla, Murat Belge ve diğerlerine çok teşekkür ederim.
Uzun lafın kısası yıllar içinde oluşturduğum ve kimseyle paylaşmak istemediğim minik çaplı kütüphanem çok değerli benim için.
El işlerim: Emek verdiğim için çok kıymetliler benim için. Bence insanın emeğiyle yaptıkları kalıcı olmasını sağlar. Bir gün biz bu dünyadan göçüp gittiğimizde bile yaptıklarımız yaşayacak ve bizi hatırlatacaklar. Çok gariptir ki ben yaptıklarımı kendim kullanmaktan çok birilerine hediye ederim. Çevremdeki çoğu kişide yaptığım el işi hediyeler vardır :)
Ben de Hatice'yi (elimkolum) mimliyorum :)
Not: resimin kaynağını maalesef hatırlamıyorum.
04 Mayıs 2008 Pazar
Çam Terebentin ile ilgili izlenimler
Saç bakımıyla ilgili küçük bir ipucu verdiğim yazıma yorum yapan Nalan abla şampuanına çam terebentin kattığını ve çok faydasını gördüğünü yazmıştı. Biz de yıllardır kepek sorunu yaşayan ve bir türlü derdine çare bulamayan kardeşimin şampuanına yazan ölçülerde çam terebentin kattık. Bir hafta gibi kısa bir süredir kullanıyor olmasına rağmen inanılmaz bir şekilde saçında kepekten eser kalmadı, saçları parlamaya başladı ve dökülmeleri azaldı. Tek kötü yanı ise şampuanın kıvamını biraz bozması ve kullanım esnasında az da olsa bir kokusunun olması ama bu koku kesinlikle kalıcı değil. Kullandıktan sonra saçınızda koku kalmıyor. Denememiş olanlar varsa denemelerini tavsiye ederim. Nalan ablaya da verdiği öneriden dolayı teşekkürler :)
Ekşi sözlükte çam terebentini okumak isterseniz...
27 Nisan 2008 Pazar
El Nakışı Masa Örtüsü
El işi yapma sevgisi bana da kardeşime de annemizden geçti. Küçüklüğümüzden beri annemin elinde sürekli yaptığı bir şeyler olurdu. Biz de göre göre heves ettik ve elimize iğne almaya başladık. İyi ki de almışız çünkü ben kendi adıma çok memnunum. Bir şeyler üretiyor olmanın verdiği zevk hiç bir şeyde yok gerçekten de. Bir de el işi stresli yaşantımı biraz olsun rahatlatıyor sanki.
Yukarıda ki annemin bana yaptığı el nakışı masa örtüsü. Renk uyumu ve desenine bayılıyorum. Annem krem rengi alpaka üzerine yaptı. Genelde el nakışı yapanlar "Maraş işi" tarzı modeller işlerler. Onlar da çok değerli ama artık çoğu kişinin mobilyası modern tarzı. O tür örtüleri de o mobilyalarla kullanmak imkânsız. O yüzden yapılan el işlerinin sandıkta kalmaması için böyle daha modern ve renkli modeller tercih edilmeli.
Bu sefer maalesef paftasız yayınlıyorum çünkü bulamadım :( Yapmak isteyenler olursa bana mail atabilirler paftayı hala arıyorum eğer bulmuş olursam mutlaka gönderirim.
Bir de unutmadan buradan bir kez daha söylüyorum: Ellerine sağlık canım annecim. Seni çok seviyorum...
24 Nisan 2008 Perşembe
3 Kadın... (mim)
Sevgili Gülnur mimlemiş beni. Konusu ise yakınlarımın haricinde beni etkileyen üç kadın;
Canım hocam Jale Parla: Bir insan bu kadar keyif alarak ve bu kadar keyif vererek ders anlatabilir. En sıkıcı dersi anlatırken bile yüzünden gülümsemesi eksik olmaz. İnanılmaz zarif ve asil biri.
Emily Bronté: Ünlü İngiliz yazar ve romantizmin öncülerinden Emily Bronté'nin tek kitabı Wuthering Heights (Uğultulu Tepeler) en sevdiğim kitaplardandır. Emily Bronté'nin beni etkileyen yönü ise kitabında ki dehasıdır. Okuduğum zaman resmen beni içine alan bir kitap. Okumamış olanlar varsa mutlaka tavsiye ederim.
Üçüncüsü ise Audrey Hepburn: Bir bayan da en önem verdiğim ve beni en çok etkileyen şeyler zariflik ve asalettir. Zaten bu iki kelime de genel de tek bir kişiyi akla getiriyor; o da Audrey Hepburn.
